2025 yılında yaşanan ağır bilançonun ardından konuşan Türkeş, ormanlar ile insan yerleşimleri arasına "yangın durdurma kuşakları" inşa edilmesinin artık bir zorunluluk olduğunu belirtti.
Orman ve Şehir Arasına Bilimsel Koridor
Prof. Dr. Türkeş, insan faaliyetlerinin orman ekosistemleri üzerindeki baskısının son yıllarda kontrolsüz bir şekilde arttığına dikkat çekti. Yerleşim alanları, sanayi bölgeleri, yüksek gerilim hatları ve ulaşım ağlarının ormanlarla iç içe geçmesinin riski büyüttüğünü ifade eden Türkeş, şu somut çözüm önerisini paylaştı:
Genişlik: Ormanlar ile yapılaşmış alanlar arasında 100 metreden başlayıp, riskli bölgelerde 1 kilometreye kadar uzanabilen "geçiş kuşakları" oluşturulmalı.
İçerik: Bu kuşaklar yanıcı maddelerden, sık bitki örtüsünden ve ağaçlardan arındırılmış, denetlenebilir boşluklar olmalı.
Teknoloji: Planlama sürecinde Coğrafi Bilgi Sistemleri (GIS) ve Çok Kriterli Karar Analizi gibi modern veri sistemleri kullanılmalı.
"Bitki Örtüsü Patlamaya Hazır Bir Bomba"
İklim değişikliğiyle birlikte değişen yangın rejimine vurgu yapan Türkeş, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerindeki kuraklığın bitki örtüsünü "patlamaya hazır bir bomba" haline getirdiğini söyledi. 2021 ve 2025 yazlarında görülen büyük felaketlerin, klasik söndürme yöntemlerinin ötesinde bir "önleme stratejisi" gerektirdiğini hatırlattı.
2026 Yazı İçin Kritik Uyarı
2025 Çanakkale yangını gibi doğrudan kent merkezlerini tehdit eden olaylardan ders çıkarılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Türkeş, "2026 yazına hazırlıksız girmemeliyiz," dedi. İhmallerin, eğitim eksikliklerinin ve yönetimsel hataların sosyo-ekolojik bir etki değerlendirmesiyle kamuoyuna açıklanması gerektiğini savunan Türkeş, toplumda ciddi bir yangın farkındalığı oluşturulmadığı takdirde, yeni yangın sezonlarının çok daha yıkıcı olabileceği konusunda uyardı.




