Siyaset, bir çıkar yarışı ya da güç devşirme alanı olarak görüldüğü müddetçe asli fonksiyonundan uzaklaşır. Devlet Bahçeli’nin de vurguladığı üzere, siyasetin nihai amacı; milletin refahını artırmak ve toplumsal düğümleri çözmektir. Bu bağlamda, devletin bekasıyla çatışan, kurumlarla kavga etmeyi marifet sayan yaklaşımlar siyasetin doğasına aykırıdır. Gerçek bir siyasetçi, devletin temellerini sarsmak yerine, o temelleri milletin huzuruyla tahkim etmekle yükümlüdür.
Kardeşlik Projesi Olarak Terörle Mücadele
Bahçeli’nin dile getirdiği "Terörsüz Türkiye" hedefi, yalnızca güvenlik odaklı bir operasyonel süreç değil, kapsamlı bir kardeşlik projesidir. Terörün tasfiyesi; bin yıllık kardeşliğin üzerindeki ipoteğin kaldırılması, Doğu ile Batı’nın, Kuzey ile Güney’in ortak bir huzur ikliminde buluşması anlamına gelir. Bu hedef, geleceğe dair duyulan tarihi bir sorumluluğun gereğidir. Terörün gölgesinden arındırılmış bir Türkiye, toplumsal barışın en güçlü kalesi olacaktır.
Zamanın Ruhu ve Devlet Politikası
Dünyanın ve bölgemizin içinden geçtiği bu kritik süreçte, terörle mücadele sadece iç siyasetin değil, zamanın ruhunu okuyan stratejik bir devlet politikasının yansımasıdır. Küresel ve bölgesel çatışmaların tam merkezinde yer alan Türkiye için terörsüz bir gelecek, bölgesel bir güç olma yolundaki en büyük hamledir. Bu vizyon;
Bölgesel istikrarın anahtarıdır,
Dış müdahalelere karşı en güçlü milli kalkandır,
Milletin huzurunu her şeyin üzerinde tutan bir rehberdir.
Siyaset kurumu, kısır çekişmeleri bir kenara bırakarak bu tarihi sorumluluğu üstlenmelidir. Alınan her kararda milletin huzuru pusula kabul edilmeli; devletin gücü ile milletin iradesi aynı potada eritilmelidir. Terörsüz bir Türkiye; sadece bir temenni değil, her bir vatandaşın hakkı ve devletin sarsılmaz kararlılığıdır. Siyaset, ancak bu yüksek idealler uğruna yapıldığı takdirde gerçek manasına kavuşacaktır.




