Uzun süreli açlık döneminde tükürük akışının azalmasının ağız içini bakteriler için elverişli bir ortama dönüştürdüğünü belirten Meriç, bu durumun çürük ve diş eti hastalıkları riskini artırdığını ifade etti.
Ramazan boyunca yaklaşık 10-11 saat boyunca yemek ve su tüketilmediğini hatırlatan Meriç, sahurdan sonra ağız temizliği yapılmadan uyunmasının ciddi sorunlara yol açabileceğini dile getirdi. Vücut sıcaklığının 37 derece civarında olduğunu ve bu ortamın mikroorganizmalar için uygun koşullar sunduğunu belirten Meriç, özellikle şekerli ve karbonhidratlı gıdaların ardından dişlerin temizlenmemesinin bakteri çoğalmasını hızlandırdığını söyledi. Normal şartlarda yemek yemenin ve su içmenin ağız içinde kısmi bir temizlik sağladığını, ancak oruç süresince bunun mümkün olmadığını kaydetti.
Sahurdan sonra dişlerin doğru teknikle fırçalanması gerektiğini belirten Meriç, diş aralarının diş ipiyle temizlenmesini ve mümkünse dil yüzeyinin de fırçalanmasını önerdi. Bu basit önlemlerle gün boyu ağız sağlığının korunabileceğini ifade etti. Bazı bölgelerde diş fırçalama alışkanlığı daha az olmasına rağmen ağız sağlığı göstergelerinin iyi çıkabildiğini belirten Meriç, bunun elma ve soğan gibi lifli besinlerin ısırılarak tüketilmesinden kaynaklandığını söyledi. Ancak bu tür doğal temizliğin diş fırçasının yerini tutmayacağını da vurguladı.
Ağız kokusunun çoğunlukla diş aralarında biriken yemek artıkları ve çürüklerden kaynaklandığını belirten Meriç, ağız hijyeninin sağlanmaması halinde kötü kokunun kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Ağız sağlığı iyi olmasına rağmen koku devam ediyorsa mide kaynaklı sorunların araştırılması gerektiğini söyledi.
Diş eti çekilmesi durumunda hassasiyet oluşabileceğini ifade eden Meriç, diş eti kanamasının ise kesinlikle normal kabul edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Fırçalama sırasında görülen kanamanın bir hastalık belirtisi olduğunu belirten Meriç, Ramazan’da bakım ihmal edilirse mevcut diş eti problemlerinin hızla ilerleyebileceğini sözlerine ekledi.





