Cumhuriyet, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak değeri, onuru ve geleceğidir.” dedi.
“28 EKİM 1923’TE SÖYLENEN O SÖZ, TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİRDİ”
Durmaz, açıklamasında Cumhuriyet’in ilanından önce yaşanan tarihi gelişmeleri hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Takvimler 28 Ekim 1923’ü gösteriyordu.
Anadolu, yıllarca süren savaşların yaralarını sarmaya çalışıyordu. Bir millet; yoklukla, yoksullukla, işgalle mücadele etmiş, bağımsızlığını canı pahasına kazanmıştı.
19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan Millî Mücadele, Amasya’da millet iradesine dönüşmüş, Erzurum ve Sivas kongrelerinde kararlılıkla büyümüş, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla milletin egemenliğine dayanan yeni bir devletin temelleri atılmıştı.
1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılmış, 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalanmış, 13 Ekim 1923’te Ankara başkent olmuştu.
Artık bağımsızlığını kazanan milletin, yönetim biçimine adını koymasının zamanı gelmişti.
İşte o tarihi akşam, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Çankaya’da silah arkadaşlarıyla bir araya geldi.
Ve tarihe geçen o büyük sözü söyledi:
‘Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!’
O gece Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa, Cumhuriyet’in ilanına ilişkin anayasa değişikliği üzerinde çalıştılar.
Bu karar, bir gecede ortaya çıkmış bir düşünce değildi. Yılların mücadelesinin, millet egemenliğine duyulan inancın ve bağımsızlık idealinin sonucuydu.”
“29 EKİM 1923 SAAT 20.30… MİLLETİN TARİHİNDE YENİ BİR SAYFA AÇILDI”
Durmaz, Cumhuriyet’in ilan edildiği tarihi Meclis oturumuna da dikkat çekti:
“29 Ekim 1923 Pazartesi günü…
Türkiye Büyük Millet Meclisinde tarihi bir oturum gerçekleştirildi.
Saatler 20.30’u gösterdiğinde, oturuma katılan 158 milletvekilinin oyuyla Cumhuriyet ilan edildi.
1921 Anayasası’na tarihin akışını değiştiren hüküm eklendi:
‘Türkiye Devletinin hükûmet şekli Cumhuriyettir.’
Meclis salonu alkışlarla, ‘Yaşasın Cumhuriyet!’ sesleriyle yankılandı.
Ardından Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
Atatürk, Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı ilk konuşmasını şu tarihi sözlerle tamamladı:
‘Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.’
Cumhuriyet’in ilanı, 101 pare top atışıyla millete duyuruldu. Ertesi gün gazeteler, bu tarihi gelişmeyi halka müjdeledi.
O gün yalnızca devletin yönetim biçimi belirlenmedi. Milletin iradesini esas alan yeni bir dönemin kapıları açıldı.
Cumhuriyet, savaşın yorgunluğunu taşıyan Anadolu insanına geleceğini kendi elleriyle kurma umudu verdi.”
“TOKAT, MİLLÎ MÜCADELE’NİN VE CUMHURİYET YOLCULUĞUNUN TANIĞIDIR”
Tokat’ın Millî Mücadele tarihindeki yerine de değinen Durmaz, şu değerlendirmede bulundu:
“Cumhuriyet’e uzanan bu büyük yürüyüşte Tokat’ımızın da unutulmaz bir yeri vardır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 26 Haziran 1919’da Amasya’dan Sivas’a geçerken Tokat’a gelmiş, Millî Mücadele’nin hedeflerini hemşehrilerimizle paylaşmıştır.
O gün Tokat’ta, Bandırma Vapuru’nda da yanında bulunan silah arkadaşı Mustafa Vasfi Süsoy’un evinde konaklamıştır.
Cumhuriyet’in ilanından sonra Tokat Milletvekilliği de yapan Mustafa Vasfi Süsoy, Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarından biri olmuştur.
Atatürk, 25 Eylül 1924’te yeniden Tokat’a gelmiş; 19 Eylül 1928’deki ziyaretinde ise yeni Türk harflerini bizzat hemşehrilerimize öğretmiştir.
Düşününüz; bir milletin bağımsızlığına öncülük eden büyük lider, yıllar sonra aynı milletin okuma yazma öğrenmesi için Tokat’ta kara tahta başına geçmiştir.
İşte Cumhuriyet’in özü budur!
Cumhuriyet, yalnızca cephede kazanılan zaferin adı değildir. Cumhuriyet; okul açmak, öğretmen yetiştirmek, fabrikalar kurmak, üretimi artırmak ve Anadolu’nun her köşesine kalkınmayı ulaştırmak iradesidir.
Tokat’ımız, bu büyük dönüşümün hem tanığı hem de parçasıdır.”
“CUMHURİYET, ANADOLU’NUN ÇOCUKLARINA AÇILAN GELECEK KAPISIDIR”
Cumhuriyet’in toplumsal dönüşümüne dikkat çeken Durmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhuriyet, yalnızca bir değişim değil; eğitimden hukuka, ekonomiden tarıma, sanayiden kadın haklarına kadar toplumun bütün alanlarını dönüştürme idealidir.
1924’te öğretim birliği sağlandı. 1926’da Türk Medeni Kanunu kabul edildi. Kadınlarımız 1930’da belediye seçimlerinde, 1933’te muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerinde, 1934’te ise milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kazandı.
Cumhuriyet; köyündeki çocuğun öğretmen, çiftçinin evladının mühendis, emekçinin çocuğunun doktor olabilmesinin önünü açan fırsat eşitliği idealidir.
Cumhuriyet; kadının toplumsal yaşamda söz sahibi olması, yurttaşın hukuk önünde eşit olması, herkesin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürebilmesidir.
Atatürk’ün hedeflediği çağdaşlaşma anlayışı, yalnızca şehirlerin değil, köylerin de kalkınmasını esas almıştır.
Bu nedenle Cumhuriyet’i yaşatmak; üreticinin emeğini korumak, gençlerin geleceğe güvenle bakmasını sağlamak, kadınların eşitliğini güçlendirmek, çocuklarımıza nitelikli eğitim sunmak ve hiçbir yurttaşımızı geride bırakmamaktır.”
“CUMHURİYETİ KORUMANIN YOLU, ONU DEMOKRASİYLE VE ADALETLE GÜÇLENDİRMEKTİR”
Durmaz, Cumhuriyet’in 103. yılında tarihsel mirasın gelecek kuşaklara taşınmasının önemini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyetimizin 103. yılını kutlarken geçmişimizi yalnızca hatırlamakla yetinemeyiz. O büyük mücadelenin bizlere yüklediği sorumlulukları da yerine getirmeliyiz.
Cumhuriyet; hukuk devletini, millet iradesini, laikliği, özgür düşünceyi, toplumsal dayanışmayı ve eşit yurttaşlığı yaşatmakla güçlenir.
Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet, geçmişte kazanılmış bir zafer olduğu kadar, geleceğe karşı taşıdığımız büyük bir sorumluluktur.
Bir asır önce bu millet bağımsızlığından vazgeçmedi. Bugün de Cumhuriyet’in kazanımlarından, demokrasiden, adaletten ve özgürlükten vazgeçmeyecektir.
Bizim görevimiz, Cumhuriyet’i yalnızca korumak değil; onu daha güçlü bir demokrasiyle, daha adil bir düzenle, daha üretken ve daha müreffeh bir Türkiye ile geleceğe taşımaktır.”
“103 YILDIR SÖNMEYEN MEŞALE, SONSUZA DEK YOLUMUZU AYDINLATACAK”
Durmaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“28 Ekim 1923’te bir milletin geleceği için verilen karar, 29 Ekim’de Cumhuriyet adıyla tarihe yazıldı.
O günün yoklukları içinde kurulan Cumhuriyet, bugün 103 yaşında!
Bu büyük mirası bizlere bırakan başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İsmet İnönü’yü, Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Tokatlı hemşehrilerimin ve aziz milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı yürekten kutluyorum.
103 yıl önceki inançla, aynı kararlılıkla:
Cumhuriyet bizim onurumuzdur!
Cumhuriyet bizim bağımsızlığımızdır!
Cumhuriyet bizim geleceğimizdir!
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın Gazi Mustafa Kemal Atatürk!”





