Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan bu hastalıkların görülme yaşının her geçen yıl daha da düştüğüne dikkat çeken Çevirme, yaşam tarzındaki olumsuz değişimlerin bu artışta büyük rol oynadığını vurguladı.
Kalbi besleyen koroner damarlarda meydana gelen daralma veya tıkanıklıkların; göğüs ağrısı, sırta vuran baskı hissi, çarpıntı, nefes darlığı ve efor kapasitesinde düşüş gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini ifade eden Çevirme, bu şikâyetlerin hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Erken teşhis ve uygun tedavi ile başarılı sonuçlar alınabildiğini belirten uzman isim, ihmal edilen vakalarda ani ve hayati risk taşıyan tabloların ortaya çıkabileceğini dile getirdi.
Aile öyküsünün önemli bir risk faktörü olduğunun altını çizen Çevirme, özellikle birinci derece akrabalarda genç yaşta kalp hastalığı bulunmasının kişisel riski artırdığını ifade etti. Bunun yanı sıra erken yaşta başlayan diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve obezite gibi kronik hastalıkların damar sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini söyledi. Özellikle obezite ve diyabet hastalarında damar tıkanıklığına daha sık rastlandığını belirtti.
Sigara ve diğer tütün ürünlerinin damar yapısına doğrudan zarar verdiğini kaydeden Çevirme, sigaranın damar sertliğini hızlandırdığını ve yüksek tansiyonu tetikleyerek plak oluşumuna zemin hazırladığını söyledi. Ayrıca artan alkol tüketimi, düzensiz ve işlenmiş gıdalarla beslenme, hareketsiz yaşam ve yoğun stresin de kalp-damar hastalıklarını tetikleyen temel unsurlar arasında yer aldığını belirtti.
Gençler ve kadınlarda görülme sıklığındaki artışın, modern yaşamın getirdiği stresli tempo ve fiziksel aktivite eksikliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Çevirme, korunmanın mümkün olduğunu ifade etti. Tütünün bırakılması, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanılması, ideal kilonun korunması ve düzenli egzersiz yapılmasının kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.





