En uzun gece… Yazım kılavuzunda şebiyelda diye yazılsa da ben orijinal haliyle yazacağım… Şeb-i yelda.

“Şüphesiz geceyle gündüzün, süreleri değişerek ardı ardına gelmesinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı her varlıkta, kalpleri Allah’a karşı saygıyla dopdolu olan ve hayatları boyunca O’na karşı gelmekten sakınanlar için elbette nice işaretler, deliller vardır.” Yunus Suresi, 6Yüce Allah’ın (c.c) buyurduğu üzere geceyle gündüzün süreleri bir düzen ve tertip üzere değişmektedir. Bugünlerde güneş neredeyse saat 08.00 gibi doğmakta ve 17.14 gibi batmaktadır. Eskilerin şeb-i yeldâ diye adlandırdığı gece ise, yılın en uzun gecesidir. 21 Aralık’ı 22 Aralık’a bağlayan bu gece Kuzey Yarıküre’de yaşanan en uzun gecedir. Bu gecenin uzunluğu ve karanlığı nedeniyle sevgilinin saçı ve âşıkların ıstırabını anlattığına inanılır. Âşıklar, dert sahipleri, gama düşenler; gece boyunca ağlayıp inlerler. Bu yüzden bu geceye şeb-i hicrân da denilmiştir.Şeb-i yeldâ klasik şiirimizde birkaç farklı özelliğiyle ele alınmıştır. Genellikle gecenin siyahlığı ve uzunluğuyla sevgilinin saçlarının siyahlığı ve uzunluğu arasında alaka kurulmuş; yılda bir kere gerçekleşmesi vurgulanmış, kıyamet günüyle karşılaştırılmış ve âşık için en uzun gam gecesi olduğu ifade edilmiştir. Gece âşık için başlı başına bir ıstırap zamanıyken şeb-i yeldâda bu durum en yoğun hâlini alır. Her ne kadar yılın en uzun gecesi nesnel olarak ölçülüp ortaya konmuş olsa da âşık bunu en iyi yine kendisinin bilebileceğini söyler. Bu konuyla ilgili en meşhur beyit şöyledir:Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâat                                                                              Sabit

“En uzun geceyi gökyüzüyle, yıldızlarla uğraşanlar bilmez. Sen gecelerin kaç saat olduğunu aşk derdine müptela âşıktan sor.”

Şair Sabit, bu güzel şiirinde müneccim ve muvakkitlerin en uzun gecenin hangisi olduğunu bildiklerini bilir, ancak bu ilmi bir biliştir. Ancak en uzun gece derdi olanın, intizar edenin, gam ve kasavete düçar olanın gecesidir ki bu gece elbette ki en uzun gecedir.

Şeb-i yeldayla ilgili bir başka şiirde ise Yahya Kemal şöyle seslenir bizlere:

Şeb-i yeldâda uzar fecre kadar kıssa-i aşk

Tâ ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler

“Aşk hikâyesi, yılın en uzun gecesinde bile şafak sökene kadar sürer, öyle ki Mecnûn sözünü bitirir Leylâ söze başlar.”

Doğu medeniyetinin en güzel ikili aşk hikâyesi Leyla ile Mecnun hikâyesidir. Bu hikâye onlarca şair tarafından ele alınmış, bu hikâye pek çok mesneviye konu olmuştur. Hikâyeye göre Mecnun Leyla'ya âşık bir gençtir, lakin değişik sebeplerden sevdiğine kavuşamaz ve en nihayetinde gerçek aşka Allah (c.c) aşkına vasıl olur. Leyla'yı bile tanımaz olur. Her ikisinin vefatıyla hikâye tamamlanır. Yahya Kemal, bu şiiriyle aşk hikâyesinin uzunluğundan bahsederken yılın en uzun gecesine de göndermede bulunur. Zira bu gece ne kadar uzun olsa da aşk ülkesinin başkahramanları Leyla ve Mecnun olunca bu gece söze yeterli yetmez.

Zaten öyle değil midir? Gün olur ki bize zaman kâfi gelmez. O zaman ki durur, saat ilerlemek bilmez. İnsanın böyle anları, gün veya geceleri vardır. Bazen eviniz Hz. Yakup'un (as) evi gibi hüzün evine, külbe-i ahzana döner.

Yukarıda verdiğimiz örneklerde olduğu gibi klasik Türk şiirinde nesnel zamandan ziyade öznel zaman kullanımının çok daha ön planda olduğu görülmektedir. Zamana ait kavramlardan gece ve yılın en uzun gecesi olan şeb-i yeldâ klasik şiirde çok sık yer almaktadır. Özellikle âşık ve mâşuk ilişkisi içerisinde sevgilinin zülfüyle ilişkilendirilen gece, âşık tarafından acının, gamın ve kederin en yoğun yaşandığı zaman dilimidir. Şeb-i yeldâ ise hem nesnel olarak yılın en uzun gecesidir hem de öznel olarak düşünüldüğünde âşık için sabahı olmayan gecedir.

Erbaa’da Berat Kandili Dualarla İdrak Edildi Erbaa’da Berat Kandili Dualarla İdrak Edildi

Şeb-i yeldanız gamdan, kasavetten uzak olsun. Yüzünüz her daim neşeye dönük olsun.

Editör: Şaban Konyar