Yıllarca biriktirdiği tasarruflarıyla Türkiye’de ev ve arsalar satın alan K., bir suç örgütünün hedefi olduğunu öne sürdü.
İddiaya göre şüpheliler, K. adına 3 milyon 750 bin euro tutarında sahte bir borç senedi düzenledi. Bu belgeye dayanılarak icra takibi başlatıldığı ve söz konusu takip kapsamında K.’nun taşınmazlarına haciz konulduğu belirtildi. Durumu kendisine gelen bir bildirimle öğrendiğini söyleyen K., hayatının şokunu yaşadığını ifade etti.
K.’nun avukatları, senetteki imzanın müvekkillerine ait olmadığını savunarak hem icra mahkemesine itirazda bulundu hem de Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Senedin sahte olduğu ve organize bir yapı tarafından düzenlendiği öne sürüldü.
Aynı yöntemle daha önce 5 kişinin daha mağdur edildiği iddia edilirken, şüphelilerin bu yolla toplamda yaklaşık 500 milyon lira haksız kazanç sağladıkları ileri sürüldü. Olayla ilgili açılan davanın ilk duruşması Bakırköy Adliyesi 12. İcra Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmada söz alan İ.K, imzanın kendisine ait olmadığını vurgulayarak davanın kabulünü talep ettiğini söyledi. Mahkeme heyeti, yapılan inceleme sonucunda K. hakkında başlatılan icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verdi.
Duruşma sonrası açıklama yapan K., 8 Eylül’de telefonuna gelen bir mesajla adına icra dosyası açıldığını öğrendiğini belirterek, “O ana kadar böyle bir borçtan haberim yoktu. Mallarıma haciz konulduğunu öğrendim. Avukatlarım hemen gerekli başvuruları yaptı. Mahkeme sürecinde haklı olduğumuz ortaya çıktı” dedi.
Yaşadığı sürecin kendisini ve ailesini derinden etkilediğini dile getiren K., adaletin yerini bulduğunu düşündüğünü ve yetkililere teşekkür ettiğini ifade etti. Olayla ilgili başlatılan soruşturmanın ise sürdüğü öğrenildi.




