Günlerdir aralıklarla devam eden yoğun yağmur nedeniyle bazı cadde ve sokaklar göle dönerken, çeşitli mahallelerde maddi hasar meydana geldi ve özellikle zemin kattaki konutları su bastı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ethem Karadirek, yaşananların olağanüstü bir durum değil; iklim değişikliği ile plansız kentleşmenin birleşik sonucu olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Karadirek, bilimsel verilerin yağış rejiminde belirgin bir değişime işaret ettiğini vurgulayarak, geçmişte uzun bir zamana yayılan yağış miktarının artık çok daha kısa sürelerde düştüğünü söyledi. “Eskiden 40 günde yağan yağmur artık 4 saat gibi kısa bir sürede yağabiliyor. Bu da özellikle yoğun yapılaşmanın olduğu kentsel alanlarda ani taşkın riskini artırıyor” dedi. Küresel ölçekte iklim sisteminde yaşanan değişimlerin, yerel ölçekte şehirleri doğrudan etkilediğini belirten Karadirek, hızlı ve kontrolsüz şehirleşmenin mevcut altyapıyı yetersiz bıraktığını dile getirdi.
Antalya’nın geçmişte doğal su kanallarıyla şekillenen bir kent olduğunu hatırlatan Karadirek, zaman içinde bu doğal yapıların kapatıldığını ve yapılaşmaya açıldığını söyledi. Yağmur suyunun toprağa sızmasını sağlayacak alanların azalmasının taşkınları tetiklediğini belirterek, “Doğa suyu bir şekilde tahliye eder; ancak izlediği yol her zaman bizim için uygun sonuçlar doğurmayabilir” ifadelerini kullandı.
Çözümün doğayla uyumlu planlamadan geçtiğini vurgulayan Karadirek, suya duyarlı kentsel tasarım anlayışının benimsenmesi gerektiğini kaydetti. Yeşil alanların artırılması, geçirgen yüzey uygulamalarının yaygınlaştırılması ve çatı üstü yağmur suyu hasadı sistemlerinin kurulmasının hem taşkın riskini azaltacağını hem de alternatif su kaynağı sağlayacağını belirtti. Ayrıca taşkın modellemeleriyle riskli bölgelerin önceden belirlenmesinin önemine dikkat çekti.
İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha fazla hissedildiğini dile getiren Karadirek, aşırı sıcaklıklar ve şiddetli yağışların yeni normal haline geldiğini söyledi. Bu nedenle bilimsel veriler ışığında önlem alınmasının kaçınılmaz olduğunu ifade ederek, doğa temelli çözümler ve sürdürülebilir şehir planlamasıyla benzer afetlerin etkisinin önemli ölçüde azaltılabileceğini sözlerine ekledi.