Ailelerin özellikle hızlı nefes alıp verme, göğüs kaslarında belirgin hareket artışı, halsizlik, bilinç bulanıklığı, beslenmeyi reddetme ve dudaklarda morarma gibi işaretleri ciddiye alması gerektiği vurgulanıyor.
Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sedat Öktem, çocuklarda sık görülen öksürüğün çoğunlukla vücudun savunma mekanizması olduğunu ifade ederek, her öksürüğün acil bir tablo anlamına gelmediğini söyledi. Ancak solunumun normalden daha hızlı olması ya da çocuğun nefes alırken kaburgalarının arasının içe doğru çekilmesi gibi belirtilerin, akciğer veya solunum yollarında ciddi bir soruna işaret edebileceğini belirtti. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini dile getirdi.
Prof. Dr. Öktem, oksijen seviyesinin düşmesinin de önemli bir uyarı olduğuna değinerek, evde oksijen ölçüm cihazı bulunan ailelerin değerleri takip etmesinin faydalı olacağını aktardı. Oksijen satürasyonunun yüzde 92’nin altına inmesinin ciddi bir durum göstergesi sayıldığını belirten Öktem, ateşin uzun süre kontrol altına alınamaması ya da öksürüğün karakter değiştirmesinin de dikkatle izlenmesi gerektiğini söyledi. Antibiyotik tedavisine rağmen 48 ila 72 saat içinde ateşin düşmemesi halinde mutlaka yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı.
Ateşin doğru yönetilmesinin önemine değinen Öktem, yüksek ateş durumunda çocuğa uygun dozda ateş düşürücü verilmesi, kalın kıyafetlerin çıkarılması, ılık duş uygulanması ve yeterli sıvı tüketiminin sağlanmasının yararlı olacağını ifade etti. Özellikle 39 derecenin üzerindeki ateşlerde ve kronik hastalığı bulunan çocuklarda riskin arttığını belirtti.
Epilepsi gibi ek sağlık sorunu olan çocuklarda ateşle birlikte nöbet görülebileceğini hatırlatan Prof. Dr. Öktem, bu tür durumlarda ailelerin vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.