GÜNDEM

Bakan Kurum: İklim Krizinin Etkisini Azaltmak İçin Sorumluluktan Kaçmıyoruz

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Cennet vatanımız, iklim değişikliğinin etkilerine en açık bölgelerden birinde Akdeniz havzasında yer alıyoruz.

Abone Ol

Biz de bu bilinçle çalışmalarımızı yapıyoruz. İklim krizinin geldiği süreçte hiç sorumluluğumuz yok ama krizin etkisini azaltmak için sorumluluktan kaçmıyoruz, hakkaniyetli ve çözüm odaklı bir iklim diplomasisi yürütmekten de geri durmuyoruz” dedi.

ERÜ Sabancı Kültür Sitesi’nde iklim değişikliği, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve gıda güvenliğine yönelik çözüm önerileri ve iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği ve 1’incisi yapılan ‘Erciyes Zirvesi’ düzenlendi. AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar’ın başkanlığını yaptığı Büyük Sanat Vakfı organizasyonu ve AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler koordinasyonundaki zirveye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri milletvekilleri Dursun Ataş, Şaban Çopuroğlu, Murat Cahid Cıngı ve Bayar Özsoy ile Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile uluslararası uzmanlar katıldı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, programda yaptığı konuşmada, "İklim değişikliği; toprağın verimini, ekimin zamanını, gıda arzını doğrudan etkiliyor. Haziran ayı içerisindeyiz, hala tarlaların sararmadığını görüyoruz. Gıda meselesi sadece bir ekip biçme meselesi değildir. Aile bütçesidir, çocukların beslenmesidir, çiftçinin emeğidir, pazarın fiyatıdır, toplumun huzurudur” dedi.

‘İNSANIN NASIL DAVRANACAĞINI RAKAMLAR BELİRLEMEZ’

Su ve gıda güvenliğinin önemine vurgu yapan Bakan Kurum, “Su ve gıda baskısı arttığında ise asıl büyük acı başlar. Güvenlik krizi. Çünkü, su azalırsa üretim zayıflar, üretim zayıflarsa gıda baskısı artar, gıda baskısı artarsa sosyal huzur ve emniyet kökünden etkilenir. İşte biz, bugün burada iklimi konuşurken sadece havayı değil; suyu, toprağı, sofrayı, üretimi, şehirleri ve insanlığın ortak güvenliğini konuşuyoruz. Dünyanın bugün geldiği noktada, arının kanadından insanın sofrasına kadar her şeyi vuran, büyük bir hayat-memat meselesinin tam ortasındayız. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporu, 2015-2025 döneminin kayıtlardaki en sıcak 11 yıl olduğunu ortaya koyuyor. Bu rakamlar krizin büyüklüğünü net bir şekilde gösteriyor ama insanın nasıl davranacağını rakamlar belirlemez; orada ahlak, medeniyet ve duruş devreye girer. Ne diyordu Hacı Bektaş Veli; 'İncinsen de incitme'. Çünkü, tabiatı inciten insan, kendi geleceğini incitir. Suyu inciten sofrasını, toprağı inciten bereketini, havayı inciten nefesini incitir” diye konuştu.

‘İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİNE EN AÇIK BÖLGEDE YER ALIYORUZ’

Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelede sorumluluktan kaçmadığını da ifade eden Bakan Kurum, “İşte görüyoruz. İstemeyiz orman yangını çıksın ama devletimiz, orman kahramanlarımız, yaz boyu mücadele için koşuyorlar, koşturuyorlar. Yangınlar ormanlarımızı, sel suları kentlerimizi vuruyor, Konya’nın kalbinde dev obruklar, Marmara Denizi'nde hiç görmediğimiz müsilaj oluşuyor, sularımızda oksijen yok oluyor. Cennet vatanımız, iklim değişikliğinin etkilerine en açık bölgelerden birinde Akdeniz havzasında yer alıyoruz. Biz de bu bilinçle çalışmalarımızı yapıyoruz. İklim krizinin geldiği süreçte hiç sorumluluğumuz yok ama krizin etkisini azaltmak için sorumluluktan kaçmıyoruz, hakkaniyetli ve çözüm odaklı bir iklim diplomasisi yürütmekten de geri durmuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gece gündüz demeden koşturuyoruz. Yine, Saygıdeğer Eşi Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde iklim değişikliğinin etkilerinin azaltacak projeler yapmaya devam ediyoruz. Dünya çocuklarına verdiğimiz 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma vizyonuna sadakatle çalışıyoruz. Yakın zamanda dünyayla paylaştığımız, Antalya 2035 hedeflerimizle bu yürüyüşü daha ileri taşımış bulunuyoruz. Türkiye’nin Antalya 2035 Hamlesi, bu ülkenin iklim diplomasisine ve tüm coğrafyalara attığı imza ve mühürdür. Türkiye’nin vicdanıdır. Türkiye’nin ensar duruşudur” diye konuştu.

‘FİNANSMANA ERİŞEMEYEN ÜLKELERDEN DÖNÜŞÜM BEKLEMEK MÜMKÜN DEĞİL’

Verilen sözlerle sahadaki uygulama arasında mesafe olduğunu belirten Bakan Kurum, şöyle kpnuştu:

“Geçtiğimiz hafta Bonn’daydık. Dünyanın farklı ülkelerinden temsilcilerle, müzakere heyetleriyle ve iklim diplomasisinin aktörleriyle bir araya geldik; dinledik, istişare ettik, ortak zemini güçlendirdik. Bu hafta, Londra’da olacağız. İklim inovasyonunu, yeşil finansmanı, özel sektörün dönüşümünü, enerji yatırımlarını ve sanayinin rekabet gücünü konuşacağız. Bugün ise Erciyes’teyiz. Bonn’da diplomasi vardı. Londra’da finans, inovasyon ve yatırım olacak. Erciyes’te bilim, Anadolu aklı ve ortak vicdan var. Bütün bu yolculuk inşallah, Kasım’da Antalya’da buluşacak. Antalya 2035’e gelirsek, biz, COP31’i yalnızca bir zirve olarak değil; sözlerin uygulamaya, taahhütlerin projeye, projelerin sahada sonuca dönüştüğü büyük bir iklim seferberliği olarak görüyoruz. Biz Türkiye olarak diyoruz ki verilen sözlerle sahadaki uygulama arasında hala büyük bir mesafe var. Bugün dünyanın ihtiyacı olan şey daha fazla vaat değil, daha güçlü uygulama. Bu yüzden COP31 yaklaşımımızın 3 ilkesi var; diyalogla güven büyütülecek, uzlaşıyla yol açılacak, aksiyonla gelecek değişecek. Bir başka mesele de şu. Küresel iklim meselesine dair, finansmana erişemeyen ülkelerden dönüşüm beklemek mümkün değil. Çünkü, öncelikleri var. Teknolojiye ulaşamayan toplumlara aynı yükü yüklemek hakkaniyetli değil. Paranın yönünü doğaya çevirmezsek, dünyanın yönü asla değişmez. Biz de inşallah tüm gücümüzle, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 25 yıldır yaptığımız gibi, afette, depremde, selde, yangında milletimizin zor gününde nasıl yanında olduysak, olmaya devam edeceğiz ve tüm gücümüzle de kaynağın yönünü hep birlikte değiştireceğiz.”

COP31 sürecinde de disiplinli hareket edeceklerini söyleyen Bakan Kurum, “Biz uygulama, aksiyon adamlarıyız. Bu meseleyi yalnızca küresel masalarda konuşmuyoruz. Kendi şehirlerimizde de uyguluyoruz. 6 Şubat’ta çok büyük felaket yaşadık. Büyük bir acı ile uyandık. 11 ilimizi etkileyen, 50 bini aşkın canımızı vatan evlatlarını kaybettiğimiz bir deprem. Çok üzüldük, hep birlikte ağladık ama 86 milyon tek yürek olduk. 11 ilimizin yardımına hep birlikte koştuk. Kayseri, kendi acısını unuttu; Hatay’a, Malatya’ya, Kahramanmaraş’a, Adıyaman’a yardıma koştu. Depremlerden sonra nasıl sahada, hızlı ve sonuç odaklı bir inşa seferberliği yürüttüysek, 2 yılda 455 bin konutu bitirip teslim ettiysek, bu kolay değil. Bu, milletimizin başarısıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kudreti ve gücüdür. Dünyaya örnek bir çalışma göstergesidir. Allah bize bu şerefi nasip etti. Türkiye olarak COP31 sürecinde de aynı disiplinle hareket edeceğiz. Ölçeceğiz, planlayacağız, uygulayacağız, takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘MÜCADELEMİZ, ÇOCUKLARIN KARŞISINDA MAHCUP OLMAMAK İÇİNDİR’

Bakan Kurum, açıklamasının devamında da şöyle konuştu:

"Üretimi konuşuyorsak enerjiyi de konuşmak zorundayız. Enerji güvenliği ile iklim hedeflerini birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Enerjisiz kalkınma olmaz. Temiz enerji olmadan sürdürülebilir gelecek olmaz. COP31 Eylem Gündemi’nde yani Antalya 2035 hamlemizde, temiz enerji, sıfır atık, metan azaltımı, yeşil sanayi, dirençli şehirler, sürdürülebilir tarım, gençlik ve iklim uygulama köprüsü gibi başlıklarla, tüm sözleri uygulamaya dönüştüreceğiz. Başka bir deyişle, zorunlu kılacağız. Bütün bu çalışmaların sonunda dönüp bakacağımız yer uzaklar değil, çocuklarımızın gözleridir. O çocuklar, bizden uzun raporlar istemeyecek. ‘Suyu ve toprağı korudunuz mu, şehirleri güvenli yaptınız mı, bana yaşanabilir bir dünya bıraktınız mı’ diye soracak. Bizim bütün mücadelemiz, o çocukların karşısında mahcup olmamak içindir. Gelecek nesiller bizi ya bu krizi ortak akılla çözen basiretli liderler olarak tarih sayfalarına yazacak ya da bu fırsatı heba eden basiretsiz figürler olarak anacaktır. Tercih hepimizindir, karar masadadır, mühür yüreklerdedir."

Bakan Kurum, muhalefet belediye başkanları ile görüşmelerine ilişkin ise “Bizim yanımıza bir belediye başkanı geliyor, ‘Belediye başkanı niye geldi? Niye görüştü?’ Görüşmesen, ‘niye görüşmedin?’ Biz görüşeceğiz bizim kapımız 86 milyona açık. Herkesle görüşeceğiz, herkesle istişare edeceğiz” dedi.