<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kelkit Gazetesi - Tokat Haber - Erbaa Haber - Son Dakika Haber</title>
    <link>https://www.kelkitgazetesi.com</link>
    <description>Erbaa Haber , Tokat Haber , Niksar Haber , Zile Haberi , Turhal Haber ,  Son Dakika Haber ve Haberlerinin paylaşıldığı Kelkit Gazetesi. Bölgeye ait tüm haber ve gelişmeleri tek bir platformda sunuyor. Hızlı, güvenilir ve kapsamlı içerikler ile okuyucularına hizmet veren yerel bir gazete.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kelkitgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 08 Aug 2026 05:01:31 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın Serinleten Besinler Sağlığınızı da Koruyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/yazin-serinleten-besinler-sagliginizi-da-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/yazin-serinleten-besinler-sagliginizi-da-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında doğru yiyecek ve içecek tercihleri hem sıcak havaların etkisini azaltıyor hem de vücudun sıvı ve mineral dengesinin korunmasına yardımcı oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde artan hava sıcaklıklarıyla birlikte vücudun su ve mineral ihtiyacı da yükseliyor. Uzmanlar, sıcak havalarda ağır ve yağlı yiyecekler yerine hafif, su oranı yüksek besinlerin tercih edilmesinin hem genel sağlık hem de günlük yaşam kalitesi açısından önemli olduğunu belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Su Tüketimi İlk Sırada Yer Alıyor</strong></h2>

<p>Yeterli miktarda su içmek, yaz aylarında sağlıklı kalmanın en önemli şartları arasında bulunuyor. Terleme nedeniyle kaybedilen sıvının yerine konulması için gün boyunca düzenli su tüketilmesi öneriliyor. Susamayı beklemeden su içmek, sıcak havalarda oluşabilecek sıvı kaybının önüne geçmeye yardımcı oluyor.</p>

<h2><strong>Meyveler Doğal Serinlik Sağlıyor</strong></h2>

<p>Karpuz, kavun, şeftali, çilek ve üzüm gibi yaz meyveleri, yüksek su içerikleri sayesinde vücudun serinlemesine katkı sağlıyor. Aynı zamanda vitamin ve mineral bakımından zengin olan bu meyveler, bağışıklık sisteminin desteklenmesine de yardımcı oluyor.</p>

<h2><strong>Ayran ve Kefir Sağlıklı Alternatifler Sunuyor</strong></h2>

<p>Yaz aylarında en çok tercih edilen içecekler arasında yer alan ayran ve kefir, hem sıvı ihtiyacını karşılıyor hem de içerdiği protein ve probiyotiklerle sindirim sistemini destekliyor. Uzmanlar, şekerli ve gazlı içecekler yerine doğal içeceklerin tercih edilmesini öneriyor.</p>

<h2><strong>Salatalar ve Hafif Öğünler Tercih Edilmeli</strong></h2>

<p>Domates, salatalık, marul, roka ve semizotu gibi taze sebzelerle hazırlanan salatalar, yaz sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Zeytinyağlı sebze yemekleri ve hafif öğünler de sıcak havalarda sindirim sistemini zorlamadan dengeli beslenmeye katkı sağlıyor.</p>

<h2><strong>Soğuk Bitki Çayları ve Maden Suyu Destek Olabiliyor</strong></h2>

<p>Şekersiz hazırlanmış soğuk bitki çayları ile sade maden suyu, yaz aylarında ferahlatıcı seçenekler arasında bulunuyor. Özellikle terleme sonucu kaybedilen minerallerin yerine konulmasına destek sağlayan maden suyunun, ölçülü tüketilmesi tavsiye ediliyor.</p>

<h2><strong>Dondurma Tüketiminde Porsiyon Kontrolü Önemli</strong></h2>

<p>Yazın en sevilen lezzetlerinden biri olan dondurma tüketilirken porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, aşırı şeker tüketiminden kaçınmak için sade veya sütlü seçeneklerin ölçülü şekilde tercih edilmesini öneriyor.</p>

<h2>Sağlıklı Tercihler Yazı Daha Rahat Geçirmeyi Sağlıyor</h2>

<p>Yeterli su tüketimi, su oranı yüksek meyve ve sebzeler, doğal içecekler ve hafif öğünlerle oluşturulan dengeli beslenme düzeni, yaz sıcaklarının olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı oluyor. Uzmanlar, özellikle öğle saatlerinde güneşten korunmanın yanı sıra sağlıklı beslenme alışkanlıklarının da yaz mevsimini daha konforlu geçirmenin önemli bir parçası olduğunu vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Murat Berber Kelkit Gazetesi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/yazin-serinleten-besinler-sagliginizi-da-koruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/chatgpt-image-4-agu-2026-11-26-05.png" type="image/jpeg" length="43853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TOGÜ Hastanesi'ne 20 Milyon TL'lik Kalp Sistemi]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/togu-hastanesine-20-milyon-tllik-kalp-sistemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/togu-hastanesine-20-milyon-tllik-kalp-sistemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi, yaklaşık 20 milyon TL değerindeki yeni nesil Essenz Kalp-Akciğer Sistemini hizmete aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi, sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Kalp ve Damar Cerrahisi ameliyatlarında kullanılan yeni nesil <strong>Essenz Kalp-Akciğer Sistemi</strong>, hastanede hizmet vermeye başladı.</p>

<p>Yaklaşık <strong>20 milyon TL</strong> değerindeki son teknoloji cihazın devreye alınmasıyla birlikte, kalp cerrahisi operasyonlarında hasta güvenliğinin artırılması ve ameliyat süreçlerinin daha ileri bir seviyeye taşınması hedefleniyor.</p>

<h2><strong>Rektör Yılmaz: "Modern Teknolojiyi Sağlıkla Buluşturuyoruz"</strong></h2>

<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü <strong>Prof. Dr. Fatih Yılmaz</strong>, sağlık alanındaki teknolojik yatırımları insan hayatına doğrudan dokunan en önemli sorumluluklardan biri olarak gördüklerini ifade etti.</p>

<p>Üniversite Hastanesi bünyesine kazandırılan yeni nesil <strong>Essenz Kalp-Akciğer Sistemi</strong>nin kalp cerrahisi operasyonlarının güvenli ve etkin şekilde yürütülmesinde hayati bir görev üstleneceğini belirten Rektör Yılmaz, yaklaşık <strong>20 milyon TL</strong> değerindeki cihazın hastanenin teknolojik altyapısını daha da güçlendirdiğini söyledi.</p>

<p><img height="632" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/1-402.png" width="1213" /></p>

<h2><strong>Kalp Ameliyatı Sayıları Dikkat Çekti</strong></h2>

<p>Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Üniversite Hastanesinin kalp cerrahisi alanındaki başarılı çalışmalarına da değinerek, <strong>2025 yılında 537 kalp ameliyatının</strong> başarıyla gerçekleştirildiğini açıkladı.</p>

<p><strong>2026 yılının ilk yedi ayında ise 318 kalp ameliyatı</strong> yapıldığını belirten Yılmaz, bu verilerin hastanenin güçlü sağlık altyapısını ve alanında uzman hekimlerin özverili çalışmalarını ortaya koyduğunu ifade etti.</p>

<p>Yılmaz, "Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi olarak güncel teknolojileri sağlık hizmetlerimizle buluşturmaya, nitelikli hekim kadromuz ve modern cihaz altyapımızla Tokat'ımıza ve bölgemize hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu önemli yatırımın hastanemize, şehrimize ve hastalarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Sağlık çalışanlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.</p>

<p><img height="632" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/4-33.png" width="1213" /></p>

<h2><strong>Yeni Sistem Dijital Kayıt ve Güvenlik Sağlıyor</strong></h2>

<p>Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi <strong>Dr. Öğr. Üyesi Nuray Altındeğer Gülden</strong>, yeni sistemin kalp ameliyatlarında kullanılan en kritik ekipmanlardan biri olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gülden, cihazın ameliyat sırasında kalp ve akciğerlerin görevini üstlenerek cerrahın işlemleri güvenli şekilde gerçekleştirmesine imkân sağladığını ifade etti.</p>

<p>Uzun yıllardır kullanılan kalp-akciğer makinesinin yerine <strong>Essenz Kalp-Akciğer Sistemi</strong>nin kullanılmaya başlandığını aktaran Gülden, cihazın ameliyat sürecine ait tüm verileri dijital ortamda kayıt altına alabildiğini, bunun da hem hasta güvenliği hem de kalite yönetim süreçleri açısından önemli avantajlar sunduğunu söyledi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Nuray Altındeğer Gülden, "Hastanemize kazandırılan bu yeni sistem sayesinde hastalarımıza daha güncel, güvenli ve uluslararası standartlarda sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullanarak yatırımın hayata geçirilmesinde emeği bulunan üniversite ve hastane yönetimine teşekkür etti.</p>

<p><img height="632" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/7-9.png" width="1213" /></p>

<h2><strong>İleri Teknolojiyle Sağlık Hizmeti Güçleniyor</strong></h2>

<p>Yeni nesil <strong>Essenz Kalp-Akciğer Sistemi</strong>nin hizmete alınmasıyla birlikte Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi, ileri teknoloji tıbbi cihaz altyapısını daha da güçlendirirken, kalp ve damar cerrahisi alanında Tokat ve bölge halkına uluslararası standartlarda, güvenli ve nitelikli sağlık hizmeti sunmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, TOKAT HABER</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/togu-hastanesine-20-milyon-tllik-kalp-sistemi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/6-8.png" type="image/jpeg" length="43414"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erbaa Devlet Hastanesi'nde KETEM Hizmeti Başladı: Ücretsiz Kanser Taramaları Yapılacak]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/erbaa-devlet-hastanesinde-ketem-hizmeti-basladi-ucretsiz-kanser-taramalari-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/erbaa-devlet-hastanesinde-ketem-hizmeti-basladi-ucretsiz-kanser-taramalari-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erbaa İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) Birimi, Erbaa Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet vermeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vatandaşlar, hastane içerisinde ücretsiz kanser tarama hizmetlerinden kolaylıkla yararlanabilecek.</p>

<h2><strong>KETEM Birimi Erbaa Devlet Hastanesi'nde Hizmete Girdi</strong></h2>

<p>Erbaa İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) Birimi, Erbaa Devlet Hastanesi bünyesinde faaliyetlerine başladı.</p>

<p>İlçe Sağlık Müdürlüğü ile Erbaa Devlet Hastanesi arasında gerçekleştirilen iş birliği kapsamında hizmet vermeye başlayan KETEM Birimi sayesinde vatandaşlar, ücretsiz kanser taramalarına hastane içerisinde kolay ve hızlı şekilde ulaşabilecek.</p>

<p><img class="" height="2048" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/indir-70-2.png" width="1897" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Ücretsiz Kanser Taramaları Sunulacak</strong></h2>

<p>KETEM Birimi tarafından vatandaşlara üç farklı kanser türüne yönelik ücretsiz tarama hizmeti verilecek.</p>

<p>Sunulan tarama hizmetleri şu şekilde sıralandı:</p>

<ul>
 <li><strong>HPV (Rahim Ağzı Kanseri) Taraması</strong></li>
 <li><strong>Mamografi (Meme Kanseri) Taraması</strong></li>
 <li><strong>Gaitada Gizli Kan Testi (Kalın Bağırsak Kanseri) Taraması</strong></li>
</ul>

<h2><strong>KETEM Birimi Hastanenin 0. Katında Hizmet Veriyor</strong></h2>

<p>Kanser tarama hizmetlerinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, <strong>Erbaa Devlet Hastanesi 0. Kat KETEM Birimi</strong>ne başvurarak ücretsiz tarama hizmetlerinden faydalanabilecek.</p>

<h2><strong>Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor</strong></h2>

<p>Yetkililer, kanserde erken teşhisin tedavi sürecindeki önemine dikkat çekerek, uygun yaş grubunda bulunan vatandaşları sağlık kontrollerini ertelememeye davet etti. Ücretsiz olarak sunulan tarama hizmetlerinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, Erbaa Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet veren KETEM Birimi'ne başvurabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ERBAA HABER, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/erbaa-devlet-hastanesinde-ketem-hizmeti-basladi-ucretsiz-kanser-taramalari-yapilacak</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 16:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/indir-71-4.png" type="image/jpeg" length="69905"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Yaz Uyarısı: Güneş Kremi ve Gözlüğü İhmal Etmeyin]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/uzmanlardan-yaz-uyarisi-gunes-kremi-ve-gozlugu-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/uzmanlardan-yaz-uyarisi-gunes-kremi-ve-gozlugu-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminde artan güneş ışınları, yalnızca sıcak havayı değil sağlık açısından önemli riskleri de beraberinde getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Şehir Hastanesi'nde görev yapan uzmanlar, cilt ve göz sağlığını korumak için güneş kremi ile güneş gözlüğünün bir tercih değil, temel bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>İzmir Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meltem Türkmen ile Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Utku Kabataş, güneşin zararlı etkilerine karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Uzmanlar, güneşten korunmanın yalnızca yaz aylarında değil yılın her döneminde alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>Güneş Koruyucu Sadece Yazın Değil, Her Mevsim Kullanılmalı</strong></h3>

<p>Doç. Dr. Meltem Türkmen, vatandaşların en çok güneş koruyucu kullanımıyla ilgili sorular yönelttiğini belirterek, güneş ışınlarının UVA ve UVB olmak üzere iki temel ultraviyole bileşenden oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Türkmen, UVA ışınlarının cildin daha derin katmanlarına ulaşarak kırışıklık, lekelenme ve erken yaşlanmaya neden olabildiğini, hem UVA hem de UVB ışınlarının ise uzun vadede deri kanseri gelişimi açısından önemli risk oluşturduğunu ifade etti. Bu nedenle güneşten korunmanın estetik kaygılardan çok sağlık açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<p><img height="513" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/indir-64-1.png" width="770" /></p>

<h3><strong>"Yüz ve Boyun İçin En Az İki Parmak Kuralı"</strong></h3>

<p>Doğru güneş koruyucu seçiminin büyük önem taşıdığına işaret eden Türkmen, hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlayan geniş spektrumlu ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Güneş kremini satın almanın tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Türkmen, araştırmaların birçok kişinin önerilen miktarın altında ürün kullandığını gösterdiğini belirtti. Yüz ve boyun bölgesi için en az iki parmak uzunluğunda güneş koruyucu uygulanması ve ürünün tüm bölgeye eşit şekilde yayılması gerektiğini kaydetti.</p>

<h3><strong>Güneş Kremi İki Saatte Bir Yenilenmeli</strong></h3>

<p>Sabah sürülen güneş koruyucunun gün boyu etkisini korumadığını belirten Türkmen, koruyuculuğun yaklaşık iki saat sonra azaldığını söyledi. Özellikle yüz yıkandıktan, denize girdikten veya havluyla kurulandıktan sonra güneş koruyucunun mutlaka yeniden uygulanması gerektiğini ifade eden Türkmen, SPF değeri yüksek olsa bile düzenli yenilenmeyen ürünlerin yeterli koruma sağlamayacağını belirterek, "En pahalı güneş koruyucu değil, doğru kullanılan güneş koruyucu etkindir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><img height="508" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/indir-67-3.png" width="770" /></p>

<h3><strong>Çocuklarda Korunma 6 Aylık Dönemde Başlamalı</strong></h3>

<p>Güneşten korunmanın yalnızca krem kullanımıyla sınırlı olmadığını belirten Türkmen, geniş kenarlı şapka, ultraviyole korumalı güneş gözlüğü ve koruyucu özellik taşıyan kıyafetlerin de tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 10.00 ile 14.00 saatleri arasında mümkün olduğunca gölgede kalınması gerektiğini vurgulayan Türkmen, çocukluk çağında yoğun güneş maruziyetinin ilerleyen yaşlarda deri kanseri riskini artırdığını söyledi. Bu nedenle çocuklara 6 aylıktan itibaren güneş koruyucu kullanım alışkanlığı kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Her yaş grubunun ise cilt tipine uygun ürünü doktor veya eczacı tavsiyesiyle seçmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>"Gözlük Aksesuar Değil, Sağlık İçin Gereklidir"</strong></h3>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Utku Kabataş da yaz aylarında güneş gözlüğü kullanımının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Uzun süre güneş altında kalanlar, açık tenli ve açık göz rengine sahip kişiler, katarakt ameliyatı geçiren hastalar ile çocukların ultraviyole ışınlarına karşı daha hassas olduğunu ifade eden Kabataş, "Nasıl cildimizi güneş kremiyle koruyorsak, gözlerimizi de uygun güneş gözlüğüyle korumamız gerekiyor. Güneş kremi ve gözlük aksesuar değil, sağlık ihtiyacı." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="513" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/indir-66-2.png" width="770" /></p>

<h3><strong>Uzun Süreli Güneş Maruziyeti Göz Hastalıklarını Tetikleyebilir</strong></h3>

<p>Kabataş, uzun süre ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın katarakt, retina hasarı, yaşa bağlı sarı nokta hastalığı, halk arasında "kuş kanadı" ya da "göze et yürümesi" olarak bilinen pterjiyum ile göz kapağı cilt kanseri gibi hastalıkların gelişiminde önemli risk faktörlerinden biri olduğunu söyledi. Bu hastalıkların tek nedeninin güneş ışınları olmadığını ancak uzun süreli maruziyetin ciddi bir etken oluşturduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>Koyu Cam Tek Başına Koruma Sağlamıyor</strong></h3>

<p>Güneş gözlüğü seçiminde cam renginin koyuluğundan çok ultraviyole filtre özelliğinin dikkate alınması gerektiğini belirten Kabataş, UV koruması bulunmayan koyu renkli gözlüklerin göz bebeğini büyüterek zararlı ışınların göze daha fazla ulaşmasına neden olabileceğini söyledi. Bu nedenle yalnızca koyu camlı olmasının koruyucu olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.</p>

<h3><strong>Etiketsiz ve Sokakta Satılan Gözlüklere Dikkat</strong></h3>

<p>Vatandaşları sahte ürünler konusunda da uyaran Kabataş, güneş gözlüklerinin güvenilir ve kurumsal satış noktalarından temin edilmesini önerdi. Ürünün markası veya fiyatından önce ultraviyole koruma özelliğinin kontrol edilmesi gerektiğini belirten Kabataş, bu bilginin ürün etiketinde yer alması ya da satış sırasında tüketiciye açık şekilde aktarılması gerektiğini söyledi. Özellikle etiketsiz ve sokakta satılan gözlüklerden uzak durulması gerektiğini hatırlatan Kabataş, koyu renkli camın tek başına koruma sağlamadığını bir kez daha vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/uzmanlardan-yaz-uyarisi-gunes-kremi-ve-gozlugu-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 15:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/08/indir-65-3.png" type="image/jpeg" length="18095"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medipol, Mitraclip Teknolojisini Türkiye'de Hastalarla Buluşturdu]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/medipol-mitraclip-teknolojisini-turkiyede-hastalarla-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/medipol-mitraclip-teknolojisini-turkiyede-hastalarla-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Sağlık Grubu, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde kullanılan yeni nesil 'G5 MitraClip' teknolojisinin Türkiye'de ilk kez hastanelerinde uygulandığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, açık kalp ameliyatı olamayan hastalar için geliştirilen yeni sistemin tedavi başarısını ve hasta konforunu artırdığını belirterek, “Amacımız dünyadaki en son teknolojiyi ülkemizdeki hastalarla buluşturmak. G5 teknolojisini Türkiye'de ilk kullanan merkez olmanın gururunu yaşıyoruz" dedi. Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, Türkiye'de ilk kez kullanılan yeni nesil G5 MitraClip teknolojisinin ileri mitral ve triküspit kapak yetersizliklerinin tedavisinde önemli avantajlar sunduğunu belirterek, “Teknolojideki her gelişme tedavi başarısını ve hastaların yaşam kalitesini artırıyor. Hedefimiz dünya standartlarındaki yenilikleri hastalarımıza en kısa sürede sunabilmek" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Boztosun, amaçlarının dünyadaki son teknolojileri vakit kaybetmeden Türkiye'deki hastaların hizmetine sunmak olduğunu söyledi. Prof. Dr. Boztosun, “Medipol Kardiyoloji ailesi olarak dünya standartlarındaki yenilikleri yakından takip ediyor ve hastalarımıza en güncel tedavi seçeneklerini sunmaya çalışıyoruz. Yeni nesil teknolojiler sayesinde hem işlem başarımız hem de uzun dönem hasta uyumu daha da artıyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>AÇIK AMELİYAT OLAMAYAN HASTALAR İÇİN ÖNEMLİ ALTERNATİF</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MitraClip yönteminin özellikle açık kalp ameliyatı açısından yüksek risk taşıyan hastalarda tercih edildiğini ifade eden Prof. Dr. Boztosun, “İleri derecede mitral kapak ve triküspitkapak yetersizliği bulunan, eşlik eden hastalıkları nedeniyle cerrahi şansı olmayan hastalarda bu yöntemi başarıyla uyguluyoruz. Halk arasında 'mandallama yöntemi' olarak bilinen bu girişimle kapaktaki kaçak azaltılarak hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabiliyor. Cerrahi hâlâ altın standart tedavi yöntemidir ancak uygun olmayan hastalar için bu teknoloji güçlü bir alternatif sunuyor" dedi.</p>

<p><strong>GENÇ EKİP, DENEYİM VE SON TEKNOLOJİ BİR ARADA</strong></p>

<p>Tedavide başarının yalnızca teknolojiyle değil, deneyimli ekip çalışmasıyla mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Boztosun, “Genç hekimlerin enerjisini, deneyimli ekibimizin bilgi birikimiyle birleştirerek hastalarımıza en iyi hizmeti vermeyi hedefliyoruz. Dünyada kullanılan en güncel teknolojilerin ülkemizde de uygulanabiliyor olması hem hastalarımız hem de sağlık sistemimiz açısından önemli bir kazanım. Önceliğimiz, hastalarımızı en güvenli ve en etkili yöntemlerle tedavi ederek yaşam kalitelerini artırmaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/medipol-mitraclip-teknolojisini-turkiyede-hastalarla-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/07/6a5dc296f727db2099875651-1.webp" type="image/jpeg" length="87570"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['E Rapor Sistemi' İle İstirahat Raporlarında Yeni Dönem]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/e-rapor-sistemi-ile-istirahat-raporlarinda-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/e-rapor-sistemi-ile-istirahat-raporlarinda-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın hayata geçirdiği 'e-Rapor Sistemi' ile vatandaşların sağlık kuruluşlarından aldıkları istirahat raporları belirli istisnalar dışında elektronik ortamda düzenlenmeye başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni uygulamayla birlikte, daha önce sistemde dijital karşılığı bulunmayan istirahat raporlarının da elektronik ortamda düzenlenmesi sağlandı. Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "e-Rapor Sisteminden öğrenciler, 18 yaşını doldurmamış kişiler, memurlar, kamu görevlileri, esnaf ve serbest meslek sahipleri yararlanabilecek; vatandaşlar istirahat raporlarına e-Devlet üzerinden erişilebilecektir. Yeni düzenleme, işlemlerin daha hızlı ve pratik şekilde yürütülmesine olanak sağlayacak. Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen tüm sağlık hizmet sunucularında görev yapan hekimler tarafından düzenlenebilecek olan istirahat raporları, elektronik ortamda güvenli şekilde kayıt altına alınırken, raporlar 'e-Rapor Doğrulama Servisi' üzerinden de doğrulanabilecek. Ayrıca elektronik ortamda düzenlenen istirahat raporları için basılı çıktı alınmasına gerek kalmadan işlemler daha hızlı şekilde gerçekleştirilebilecek" denildi.</p>

<p>Açıklamada, "Sağlık Bakanlığı’nın hayata geçirdiği e-Rapor Sistemi ile SGK tarafından düzenlenen istirahat raporları kapsam olarak farklıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkına sahip 4/A sigortalı işçiler ile isteğe bağlı 4/B sigortalılarının istirahat raporları, yine SGK sistemi üzerinden düzenlenmeye devam edecektir" ifadeleri kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/e-rapor-sistemi-ile-istirahat-raporlarinda-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/07/6a5b60406d48bbae2dd4c7d3.webp" type="image/jpeg" length="23905"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak Havalarda Vücudun Hararetini Ne Alır? İşte Yaz Sıcağında Serinleten Doğal Yöntemler]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/sicak-havalarda-vucudun-hararetini-ne-alir-iste-yaz-sicaginda-serinleten-dogal-yontemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/sicak-havalarda-vucudun-hararetini-ne-alir-iste-yaz-sicaginda-serinleten-dogal-yontemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte hava sıcaklıkları birçok bölgede mevsim normallerinin üzerine çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kavurucu sıcaklar nedeniyle vatandaşlar <strong>"Sıcak havalarda vücudun hararetini ne alır?", "Hararet nasıl düşürülür?", "Yaz sıcağında nasıl serinlenir?"</strong> sorularına yanıt arıyor.</p>

<p>Uzmanlar, sıcak havalarda vücudun susuz kalmasının başta sıcak çarpması olmak üzere birçok sağlık sorununa neden olabileceğini belirterek, doğru beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>SICAK HAVALARDA VÜCUDUN HARARETİNİ NE ALIR?</strong></h2>

<p>Yüksek sıcaklıklarda vücudun doğal dengesini koruyabilmesi için bol sıvı tüketmek ve su oranı yüksek besinleri tercih etmek gerekiyor. İşte sıcak havalarda harareti azaltmaya yardımcı olan doğal besinler:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Bol su</li>
 <li>Ayran</li>
 <li>Yoğurt</li>
 <li>Karpuz</li>
 <li>Kavun</li>
 <li>Salatalık</li>
 <li>Nane</li>
 <li>Limonlu su</li>
 <li>Soğuk bitki çayları</li>
 <li>Taze meyveler</li>
</ul>

<p>Bu besinler hem vücudun sıvı ihtiyacını karşılamaya yardımcı oluyor hem de ferahlık hissi sağlayarak sıcak havaların etkisini azaltabiliyor.</p>

<h2><strong>YAZ SICAĞINDA NASIL SERİNLENİR?</strong></h2>

<p>Uzmanların önerilerine göre sıcak havalarda şu önlemler alınmalı:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Gün boyunca düzenli aralıklarla su tüketin.</li>
 <li>Güneşin en etkili olduğu <strong>11.00-16.00</strong> saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkmayın.</li>
 <li>Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edin.</li>
 <li>Ağır, yağlı ve aşırı baharatlı yiyeceklerden uzak durun.</li>
 <li>Serin ve gölgeli alanlarda vakit geçirin.</li>
 <li>Ilık duş alarak vücut sıcaklığınızı dengeleyin.</li>
 <li>Boyun, ense ve bilek bölgelerini serin suyla ferahlatın.</li>
</ul>

<h2><strong>SICAK HAVALARDA HANGİ İÇECEKLER TERCİH EDİLMELİ?</strong></h2>

<p>Su her zaman ilk tercih olmalıdır. Bunun yanında ayran, şekersiz maden suyu (doktor tavsiyesi doğrultusunda), limonlu su ve ev yapımı şekersiz soğuk bitki çayları da sıcak havalarda tercih edilebilecek içecekler arasında yer alıyor.</p>

<p>Buna karşılık gazlı, aşırı şekerli ve kafein oranı yüksek içeceklerin fazla tüketilmesi vücudun daha fazla sıvı kaybetmesine neden olabileceğinden dikkatli olunması gerekiyor.</p>

<h2><strong>SICAK ÇARPMASINA KARŞI DİKKAT</strong></h2>

<p>Özellikle yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik rahatsızlığı bulunan bireyler sıcak havalardan daha fazla etkilenebiliyor. Baş dönmesi, mide bulantısı, yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, aşırı halsizlik ve nefes darlığı gibi belirtiler görülmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, yaz aylarında alınacak basit önlemlerle sıcak havaların olumsuz etkilerinin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirterek, bol su tüketimi, dengeli beslenme ve güneşten korunmanın sağlıklı bir yaz dönemi geçirmek için en önemli kurallar arasında yer aldığını vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sabriye Er Kelkit Gazetesi(Özel)</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/sicak-havalarda-vucudun-hararetini-ne-alir-iste-yaz-sicaginda-serinleten-dogal-yontemler</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/07/chatgpt-image-17-tem-2026-14-59-10.png" type="image/jpeg" length="86998"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: Dünyanın En İyi Sağlık Hizmetleri Türkiye'de]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/bakan-memisoglu-dunyanin-en-iyi-saglik-hizmetleri-turkiyede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/bakan-memisoglu-dunyanin-en-iyi-saglik-hizmetleri-turkiyede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Dünyanın en iyi sağlık hizmetleri Türkiye'de. Bunu sunarken de sağlıklı bir toplum olunması için uğraşıyoruz. Bu konuda da toplumumuzun özellikle bağımlılık, sigara, tütün gibi alışkanlıklardan uzak durmasını, kilolarına dikkat etmesini ve hareketli yaşamlarını sürdürmesini istiyoruz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Aydın programı kapsamında Valiliği ziyaret etti. Aydın Valisi Osman Varol'u makamında ziyaret eden Bakan Memişoğlu, Valilik Şeref Defteri'ni imzaladı. Bakan Memişoğlu'na Sağlık Bakan Yardımcısı Nurullah Okumuş, AK Parti Aydın milletvekilleri Mustafa Savaş, Seda Sarıbaş ve Ömer Özmen ile AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, MHP Aydın İl Başkanı Osman Gazi Cihangiroğlu eşlik etti.</p>

<p>Ziyaret sonrası açıklama yapan Bakan Memişoğlu, Aydın'da sağlık hizmetlerini değerlendirdi. Bakan Memişoğlu, "Çok yakın zaman önce Cumhurbaşkanımız bin 300 yataklı Aydın Şehir Hastanesi'ni hizmete açtı, eğitim araştırma olarak hizmetini sürdürüyor. Daha iyi, daha kapsamlı sağlık hizmeti için buradayız. Sağlıkta dönüşümle beraber Türkiye son 24 senede büyük bir hizmet kapasitesi artışına geçti. Sadece Aydın'da 71 tane tesis; bunların yaklaşık 33 tanesi ikinci ve üçüncü basamak. Cumhurbaşkanımız geldiğinde Şehir Hastanesi ile beraber Çine ve Didim'de hastane açtık. Bir de Ağız Diş Sağlığı Merkezi'ni açtık" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'MERKEZDE BİR HASTANEMİZ OLACAK'</strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Aydın'da aynı zamanda tarihi olan Atatürk Hastanesi ve Aydın Devlet Hastanesi var. Bir de şu anda Şehir Hastanesi'ne taşınan Kadın Doğum Çocuk Hastalıkları Hastanesi var. Bunlarla ilgili de planlamalar yapıyoruz. İnşallah Kadın Doğum Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ni daha etkin hale getireceğiz, merkezde bir hastanemiz olacak. Onun haricinde, Atatürk tarihi bir hastane; onun da planlamasını yapacağız. Devlet Hastanesi ve Atatürk Devlet Hastanesi'nde sağlık hizmetiyle ilgili çok iyi projelerle milletimize, Aydın'ımıza hizmet edeceğiz."</p>

<p><strong>'SAĞLIKLI BESLENMENİN MERKEZİ'</strong></p>

<p>Sağlıklı bir toplum için çalışmaların sürdüğünü belirten Bakan Memişoğlu, "Dünyanın en iyi sağlık hizmetleri Türkiye'de. Bunu sunarken de sağlıklı bir toplum olunması için uğraşıyoruz. Bu konuda da toplumumuzun özellikle bağımlılık, sigara, tütün gibi alışkanlıklardan uzak durmasını, kilolarına dikkat etmesini ve hareketli yaşamlarını sürdürmesini istiyoruz. Özellikle yaz dönemlerinde insanlarımızın açık havada yürümelerini, egzersiz yapmalarını, sık sık hareketli olmalarını bekliyoruz ki sağlıklı olsunlar. Onun için bütün Aydın'a, Ege'ye de bunu tavsiye ediyorum. Çünkü burası, esasında sağlıklı beslenmenin merkezi. Burası zeytinin, zeytinyağının ve yeşilin, sebzenin en çok yenildiği bölgemiz ve Türkiye'nin de esasında kilo anlamında en sağlıklı bölgesi. Onun için daha sağlıklı olmaları için de aynı zamanda sigarayı da bırakmalarını istiyoruz, tütünü kullanmamalarını istiyoruz ve hareketlerini fazla yapmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/bakan-memisoglu-dunyanin-en-iyi-saglik-hizmetleri-turkiyede</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/07/6a59eb9b9e134d7356744cbe.webp" type="image/jpeg" length="53335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[El-Ayak-Ağız Hastalığı Yaz Aylarında Daha Sık Görülüyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/el-ayak-agiz-hastaligi-yaz-aylarinda-daha-sik-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/el-ayak-agiz-hastaligi-yaz-aylarinda-daha-sik-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında çocuklarda sık görülen el-ayak-ağız hastalığının bulaşıcılığının yüksek olduğuna dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rüstem Üçel, “Özellikle havuzlar, kreşler ve ortak oyun alanları bulaş riskini artırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda ateş, ağız yaraları, döküntü ve beslenme reddi gibi belirtiler görüldüğünde dikkatli olunmalı” dedi. Genellikle 2-10 yaş arasındaki çocuklarda, özellikle de 5 yaş altı grupta görülen el-ayak-ağız hastalığı yaz aylarında daha sık karşımıza çıkıyor. Viral kaynaklı bu enfeksiyonun hızlı yayılabildiğini belirten Medical Park Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rüstem Üçel, hastalığın belirtileri, bulaş yolları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>‘YAZ VE SONBAHAR AYLARINDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR’</strong></p>

<p>El-ayak-ağız hastalığının en sık enterovirüs 71 ve coxsackievirus A16 kaynaklı geliştiğini belirten Dr. Üçel, “Bu hastalık özellikle yaz ve sonbahar aylarında daha sık görülüyor. Küresel ısınma ve mevsim değişiklikleri nedeniyle görülme dönemlerinde kaymalar olabiliyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘HAVUZLAR VE KREŞLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRABİLİYOR’</strong></p>

<p>Hastalığın solunum yoluyla, tükürükle, yakın temasla ve dışkı yoluyla bulaşabildiğini söyleyen Dr. Üçel, “Yazın havuz sezonunun açılması ve enfekte havuz sularının yutulması bulaş riskini artırabiliyor. Bunun yanında kreşler ve ortak oyun alanları da yayılım açısından risk oluşturuyor” dedi.</p>

<p><strong>‘İLK BELİRTİLER HALSİZLİK VE ATEŞLE BAŞLAYABİLİYOR’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalığın ilk belirtilerine değinen Dr. Üçel, “İlk dönemde halsizlik, iştahsızlık, kırgınlık, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve yüksek ateş görülebilir. Küçük çocuklarda ise huysuzluk, huzursuzluk, salya artışı ve beslenme reddiyle başlayabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘AĞIZ YARALARI VE DÖKÜNTÜLER DİKKAT ÇEKİYOR’</strong></p>

<p>İlerleyen süreçte ağız içinde ağrılı yaralar oluşabildiğini ifade eden Dr. Üçel, “Bu yaralar yutma zorluğuna neden olabilir. Sonrasında avuç içi, ayak tabanı, diz, dirsek ve kalça bölgelerinde döküntüler ortaya çıkabilir” dedi.</p>

<p><strong>‘BESLENME REDDİ ÖNEMLİ BİR UYARI OLABİLİR’</strong></p>

<p>Özellikle küçük çocuklarda ağız yaralarının sıvı alımını zorlaştırabileceğine dikkat çeken Dr. Üçel, “Sıvı alamama, beslenme reddi, ateş, kusma ve uykuya meyil gibi bulgular ciddiye alınmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘BULAŞICILIK İLK 7-10 GÜNDE DAHA YÜKSEK’</strong></p>

<p>Hastalığın belirtilerinin başlamasından sonraki ilk günlerde bulaşıcılığın arttığını vurgulayan Dr. Üçel, “Döküntülerin tamamen kaybolması 7 ila 10 gün sürebilir. Bu süreçte çocuğun okula ya da kreşe gönderilmemesi gerekir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘BAŞKA HASTALIKLARLA KARIŞABİLİYOR’</strong></p>

<p>El-ayak-ağız hastalığının bazı başka enfeksiyonlarla karışabileceğini belirten Dr. Üçel, “Hastalık ağız içi yaralar, suçiçeği, alerjik döküntüler ve uçuk enfeksiyonlarıyla karıştırılabilir. Aileler özellikle ateş, ağız yarası ve el-ayak tabanındaki döküntü birlikteliğinde dikkatli olmalıdır. Ancak çoğu zaman ayrıntılı muayene ile tanı koymak mümkündür” dedi.</p>

<p><strong>‘BAZI DURUMLARDA MUTLAKA HASTANEYE BAŞVURULMALI’</strong></p>

<p>Üç günden uzun süren ateş, bilinç değişikliği, kusma ve sıvı alamama durumlarının önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Üçel, “Özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybı ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu durumlarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘KORUNMADA HİJYEN KURALLARI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR’</strong></p>

<p>Korunma yollarına değinen Uzm. Dr. Üçel, “Hasta çocukların izole edilmesi, ellerin sık sık yıkanması, yakın temastan kaçınılması ve ortak kullanım alanlarının düzenli dezenfekte edilmesi bulaşı önlemede çok önemlidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘YETİŞKİNLERDE DE GÖRÜLEBİLİYOR’</strong></p>

<p>Hastalığın nadiren yetişkinlerde de görülebileceğini belirten Uzm. Dr. Üçel, “Yoğun stres, yorgunluk, bağışıklık sisteminin baskılanması ve hasta bireylerle yakın temas yetişkinlerde de hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir” dedi.</p>

<p><strong>‘TEDAVİ SEMPTOMLARA YÖNELİK UYGULANIYOR’</strong></p>

<p>El-ayak-ağız hastalığında tedavinin semptomlara yönelik olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Üçel, “Ağız yaralarının ağrısını azaltmak için topikal tedaviler uygulanabilir. Ateş düşürücü ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Sıvı tüketiminin artırılması ve yumuşak besinlerle beslenme iyileşme sürecini destekler” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/el-ayak-agiz-hastaligi-yaz-aylarinda-daha-sik-goruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/07/6a5486a3b402f349d7f6693b.webp" type="image/jpeg" length="28890"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Arıkan: Sarkomlarda Erken Tanı Uzuv Kaybını Önleyebiliyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-arikan-sarkomlarda-erken-tani-uzuv-kaybini-onleyebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-arikan-sarkomlarda-erken-tani-uzuv-kaybini-onleyebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şefik Murat Arıkan, kemik, kas, yağ dokusu, bağ dokusu, sinir, damar ve kıkırdak gibi destek dokularından gelişen kötü huylu tümörler olan sarkomların tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 1’ini oluşturmasına rağmen tanıda yaşanan gecikmeler nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirterek, “Sarkomlar çoğu zaman masum görünen belirtilerle başladığı için gözden kaçabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oysa erken tanı hem hastanın yaşam süresini hem de uzvun korunma şansını önemli ölçüde artırıyor” dedi. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Şefik Murat Arıkan, 1-31 Temmuz Sarkom Farkındalık Ayı kapsamında, sarkomların belirtileri ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. Prof. Dr. Arıkan, “Sarkomlar çocuklardan ileri yaş grubuna kadar her yaşta görülebilmektedir. Bazı kemik sarkomları daha çok çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkarken, yumuşak doku sarkomlarının önemli bir bölümü erişkin yaşlarda görülmektedir. Kadın ve erkeklerde görülme sıklığı ise genel olarak benzerdir. Hastalığın kesin nedeni çoğu zaman bilinmese de bazı kalıtsal genetik hastalıklar, daha önce uygulanan radyoterapi, bazı kimyasal maddelere maruz kalma ve nadir görülen bazı sendromların riski artırabileceği bilinmektedir. Ancak hastaların büyük kısmında belirgin bir risk faktörü bulunmamaktadır. Sarkomların en sık belirtisi zamanla büyüyen, ağrılı ya da ağrısız olabilen bir kitledir. Özellikle yumuşak doku sarkomlarında başlangıçta ağrı olmayabilir. Bu nedenle hastalar çoğu zaman oluşan şişliği çarpma, düşme ya da kas zorlanmasına bağlayarak aylarca bekleyebilmektedir. Özellikle 5 santimetreden büyük olan, giderek büyüyen, derin yerleşimli veya gece ağrısına neden olan kitlelerin mutlaka uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir. Kemik sarkomlarında ise geçmeyen kemik ağrıları, özellikle geceleri artan ağrılar ve nedeni açıklanamayan patolojik kırıklar önemli uyarı işaretleri arasında yer alır” diye konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Arıkan, sarkom tanısında ayrıntılı fizik muayenenin ardından manyetik rezonans görüntüleme (MR), bilgisayarlı tomografi (BT), gerektiğinde PET/BT gibi ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanıldığını ifade ederek, şunları söyledi;</p>

<p>“Kesin tanı ise biyopsi ile konulur. Ancak biyopsinin, tümörü tedavi edecek ekip tarafından planlanması büyük önem taşır. Uygun teknik kullanılmadan yapılan biyopsiler, tümörün cerrahi sınırlarını olumsuz etkileyebilir ve sonraki tedavi sürecini zorlaştırabilir. Bu nedenle şüpheli kitlelerin deneyimli, kemik ve yumuşak doku tümörleri konusunda uzmanlaşmış merkezlerde değerlendirilmesi tedavinin başarısını doğrudan etkileyen en önemli basamaklardan biridir. Sarkom tedavisi yalnızca cerrahiden ibaret değildir. Başarılı sonuçlar için ortopedi ve travmatoloji uzmanı, kas-iskelet sistemi radyoloğu, patolog, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu ve gerektiğinde plastik rekonstrüktif cerrahların birlikte çalıştığı multidisipliner yaklaşım büyük önem taşır. Her hastanın tümör tipi, evresi, yerleşim yeri ve biyolojik özellikleri değerlendirilerek kişiye özel tedavi planı oluşturulur. Geçmiş yıllarda birçok hastada ampütasyon kaçınılmaz görülürken, günümüzde gelişen cerrahi teknikler sayesinde uzuv koruyucu cerrahiler başarıyla uygulanabilmektedir. Yani, ampütasyon oranları neredeyse yüzde 60- 90’larda iken, günümüzde tam tersine vakaların yüzde 90'ında ekstremiteyi kurtarma imkanına sahibiz. Radyoterapi ve kemoterapi ise tümörün tipine ve yayılımına göre tamamlayıcı olarak eklenir.”</p>

<p>Prof. Dr. Arıkan, sözlerini şöyle tamamladı: “Son yıllarda kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tedavisinde teknolojik gelişmeler dikkat çekmektedir. Navigasyon destekli cerrahi sistemleri sayesinde tümörler milimetrik hassasiyetle çıkarılabilirken, üç boyutlu baskı teknolojisiyle hastaya özel implantlar üretilebilmektedir. Yapay zekâ destekli görüntüleme sistemleri, kişiselleştirilmiş (hedefe yönelik) genetik tedaviler ve biyolojik rekonstrüksiyon yöntemlerinin tedavi anlayışını kökten değiştirmesi beklenmektedir. Sarkomlar, kemik, kas, yağ dokusu, bağ dokusu, sinir, damar ve kıkırdak gibi vücudun destek dokularından gelişen kötü huylu tümörlerdir. Tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 1’ini oluşturmalarına rağmen, özellikle tanıda yaşanan gecikmeler nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Sarkomlar çoğu zaman masum görünen belirtilerle başladığı için gözden kaçabiliyor ancak hastalıkta erken tanı hem hastanın yaşam süresini hem de uzvunun korunma şansını önemli ölçüde artırıyor” ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-arikan-sarkomlarda-erken-tani-uzuv-kaybini-onleyebiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/07/6a4cb2f2cd6e11ae34bb5335-1.webp" type="image/jpeg" length="43570"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun Süren Reflü Kanser Riskini Artırabilir]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/uzun-suren-reflu-kanser-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/uzun-suren-reflu-kanser-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Reflünün, uzun yıllar kontrol altına alınmadığında yemek borusunda kalıcı değişikliklere yol açabileceğini söyleyen Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Özdenkaya, “Uzun süre devam eden reflünün bazı hastalarda yemek borusu kanseri riskini artırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle de yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları tedavide önemli rol oynuyor” dedi. Mide yanması ve ekşime şikayetleri çoğu zaman önemsenmese de uzun süre devam eden reflünün ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığını ifade eden Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Özdenkaya, yıllarca süren reflüye bağlı gelişen hücresel değişimlerin yemek borusu kanseri riskini artırabileceğine dikkat çekerek erken tanı ve düzenli takibin önemli olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>‘HER REFLÜ KANSERE DÖNÜŞMEZ’</strong></p>

<p>Uzun süre devam eden reflünün her hastada kansere yol açmadığını söyleyen Prof. Dr. Yaşar Özdenkaya, “Reflünün kansere dönüşmesi oldukça düşük bir ihtimaldir. Ancak bunun için reflünün uzun yıllar, genellikle 15 yıl ve üzeri devam etmesi gerekir. Endoskopik incelemelerde yemek borusunun alt kısmında Barrett özofagusu olarak adlandırdığımız hücresel değişimlerin görülmesi durumunda, az da olsa yemek borusu kanseri gelişme riski ortaya çıkabilir. Bu nedenle uzun süren reflü şikâyetleri mutlaka uzman hekim tarafından değerlendirilmelidir” dedi.</p>

<p><strong>‘GECE BESLENME ALIŞKANLIKLARI REFLÜYÜ ARTIRIYOR’</strong></p>

<p>Günümüzde değişen yaşam düzeninin reflü şikayetlerini artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Özdenkaya, “Gece geç saatlere kadar çalışan, ders çalışan veya düzensiz beslenen kişilerde reflüyü daha sık görüyoruz. Yemek yedikten kısa süre sonra yatılması mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasını kolaylaştırıyor. Gün içinde ara sıra reflü yaşanabilir ancak bunun sıklaşması durumunda mutlaka değerlendirilmesi gerekir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘SON ÖĞÜN İLE UYKU ARASINDA EN AZ 4 SAAT OLMALI’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Reflüden korunmada yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Özdenkaya, “Asitli içecekler, sigara ve mideyi tahriş eden gıdalardan uzak durulmalı. Özellikle son öğün ile uyku arasında en az 4 saatlik bir süre bırakılması gerekiyor. Ayrıca baş kısmı hafif yükseltilmiş şekilde uyumak gece reflüsünü azaltabiliyor. Çünkü gece oluşan reflü ataklarında mide asidi akciğerlere kaçarak ciddi akciğer enfeksiyonlarına, hatta zatürreye neden olabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/uzun-suren-reflu-kanser-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/07/6a4753a0d72f6bfdda5b512a.webp" type="image/jpeg" length="13248"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Tatili Göz Lazer Operasyonu İçin Engel Değil]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/yaz-tatili-goz-lazer-operasyonu-icin-engel-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/yaz-tatili-goz-lazer-operasyonu-icin-engel-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında göz lazer operasyonlarının güvenle yapılabileceğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semih Urvasızoğlu, “Toplumda yaygın olan ‘yazın göz çizdirilmez’ düşüncesinin bilimsel bir dayanağı yoktur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern lazer teknolojileri yılın her döneminde güvenle uygulanabiliyor. Operasyonun başarısını belirleyen unsur mevsim değil; hastanın uygunluğu ve ameliyat sonrası kurallara uyumudur” dedi. Gözlük ve lens kullanımından kalıcı olarak kurtulmak isteyen birçok kişi, yaz aylarında lazer operasyonu yaptırmanın doğru olup olmadığını merak ediyor. Özellikle sıcak hava, güneş, havuz ve deniz gibi etkenlerin operasyon sürecini olumsuz etkileyebileceğine dair toplumda yaygın bazı yanlış inanışlar bulunuyor. Uzmanlara göre ise yaz ayları, göz lazer operasyonları için bir engel oluşturmuyor. Konuyla ilgili bilgilendirmede bulunan VM Medical Park Florya Hastanesi'nden Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semih Urvasızoğlu, göz lazer ameliyatlarında asıl önemli noktanın, doğru hasta seçimi ve iyileşme sürecinin dikkatli yönetilmesi olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>‘SICAK HAVA LAZER TEDAVİSİNE ENGEL DEĞİL’</strong></p>

<p>Yaz aylarının lazer operasyonu için uygun dönemlerden olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Semih Urvasızoğlu, “Sıcak hava tek başına göz lazeri için bir engel oluşturmaz. Operasyonun başarısı hastanın kornea yapısına, göz numarasının stabil olmasına ve ameliyat sonrası önerilere uyumuna bağlıdır. Yazın sadece güneş, deniz, havuz ve tatil planları nedeniyle iyileşme sürecinde bazı kurallara daha dikkatli uyulması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘YAZIN GÖZ ÇİZDİRİLMEZ DÜŞÜNCESİ YANLIŞ’</strong></p>

<p>Toplumda sıkça dile getirilen ‘yazın göz çizdirilmez’ algısının doğru olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Urvasızoğlu, “Günümüzde kullanılan excimer lazer ve femtosaniye lazer teknolojileri sayesinde yılın her döneminde güvenli operasyonlar yapılabiliyor. Yaz aylarında lazer yapılmamasını gerektiren herhangi bir tıbbi sebep yok. Burada belirleyici olan, hastanın operasyon sonrası bakım kurallarına eksiksiz şekilde uymasıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘GÜNEŞ IŞIĞI LAZERİN ETKİSİNİ BOZMAZ’</strong></p>

<p>Operasyon sonrası güneş ışığına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Urvasızoğlu, “Doğrudan güneş ışığı lazerin etkisini bozmaz. Ancak özellikle ilk günlerde gözlerde ışık hassasiyeti artabilir ve rahatsızlık hissi oluşabilir. Bu yüzden dışarı çıkarken UV korumalı kaliteli güneş gözlüğü kullanılması önerilir. Bu hem göz konforunu artırır hem de iyileşme sürecini destekler” dedi.</p>

<p><strong>‘DENİZ VE HAVUZ İÇİN İLK HAFTALARA DİKKAT EDİLMELİ’</strong></p>

<p>Lazer sonrası deniz ve havuz kullanımında dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Urvasızoğlu, “İlk günlerde kornea henüz tam iyileşmediği için deniz ve özellikle havuz enfeksiyon riski oluşturabilir. Havuz suyundaki klor ve mikroorganizmalar göz yüzeyinde tahrişe neden olabilir. Bu yüzden genellikle ilk 2 ila 4 hafta boyunca havuz ve denizden uzak durulmasını öneriyoruz. Süre, yapılan lazer yöntemine ve iyileşme hızına göre değişebilir” açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>‘KLİMA VE SICAK HAVA GÖZ KURULUĞUNU ARTIRABİLİR’</strong></p>

<p>Yaz aylarında klima kullanımının operasyon sonrası göz kuruluğunu artırabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Urvasızoğlu, “Sıcak hava, rüzgâr, klima ve uzun süre ekran karşısında kalmak gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına yol açabilir. Bu durum lazer sonrası geçici kuruluk şikâyetlerini artırabilir. Doktorun önerdiği suni gözyaşı damlalarının düzenli kullanılması bu süreçte oldukça önemlidir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘TATİL PLANI OLANLAR OPERASYON TARİHİNİ İYİ AYARLAMALI’</strong></p>

<p>Yaz tatili planlayan kişilerin lazer operasyon zamanlamasını iyi planlaması gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Urvasızoğlu, “Mümkünse lazer operasyonunun tatilden en az 3-4 hafta önce yapılması daha konforlu olur. Böylece iyileşmenin ilk dönemi tamamlanmış olur. Eğer kişi tatilde denize veya havuza girmeyi planlıyorsa, operasyon tarihi buna göre belirlenmelidir” açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>‘HERKES GÖZ LAZERİ İÇİN UYGUN OLMAYABİLİR’</strong></p>

<p>Her göz yapısının lazer için uygun olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Urvasızoğlu, “Kornea yapısının ince olması, keratokonus, aktif göz enfeksiyonları, kontrolsüz göz kuruluğu ve bazı sistemik hastalıklar lazer tedavisine engel olabilir. Bu yüzden detaylı göz muayenesi ve kornea topografisi değerlendirmesi operasyon öncesi mutlaka yapılmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>‘DOĞRU HASTA VE DOĞRU PLANLAMA BAŞARIYI BELİRLİYOR’</strong></p>

<p>Göz lazerinde mevsimin değil, doğru planlamanın önemli olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Urvasızoğlu, “Göz lazeri için ‘en doğru mevsim’ diye bir kavram yok. Yaz ayları da operasyon için uygun bir dönemdir. Başarıyı belirleyen en önemli unsur doğru hasta seçimi, ayrıntılı ön değerlendirme, uygun cerrahi yöntem ve ameliyat sonrası önerilere titizlikle uyulmasıdır. Uygun hastalarda yaz aylarında da güvenli ve başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür” diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/yaz-tatili-goz-lazer-operasyonu-icin-engel-degil</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/07/6a4754521f685efa27c54245.webp" type="image/jpeg" length="82787"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya Nüfusunun Yaklaşık Üçte Biri Miyopi İle Yaşıyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/dunya-nufusunun-yaklasik-ucte-biri-miyopi-ile-yasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/dunya-nufusunun-yaklasik-ucte-biri-miyopi-ile-yasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi bünyesinde kurulan Refraktif Cerrahi Merkezi’nin açılışını yapan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, “Dünya Sağlık Örgütü verileri, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık 3’te birinin miyopi ile yaşadığını ortaya koymaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Daha da önemlisi 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun yarısının, yani yaklaşık 5 milyar insanın miyopi ile karşı karşıya kalacağı, bunların önemli bir bölümünün ise ileri derecede miyopi nedeniyle ciddi görme kaybı riskiyle yüzleşeceği öngörülmektedir” dedi. Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi bünyesinde kurulan Refraktif Cerrahi Merkezi hizmete girdi. Refraktif cerrahide kullanılan ve merkezde bulunan 'Smile pro lazer sistemi' kırma kusurlarının tedavisinde dünyadaki en güncel ve en gelişmiş teknolojilerden biri olarak öne çıkıyor. İleri teknoloji uygulanan sistem sayesinde, korneada yalnızca yaklaşık 2 milimetrelik küçük bir kesi oluşturularak lentikül adı verilen doku parçasının çıkarılırken, gözün doğal anatomik yapısı büyük ölçüde korunuyor. Lazer sistemi ile lazer uygulama süresi 7 saniyeye kadar düşüyor. Yapay zeka destekli kalibrasyon teknolojisi sayesinde yüksek hassasiyetle çalışan sistem, düşük enerji kullanımıyla dokuya minimum ısı aktararak iyileşme sürecini hızlandırıyor.</p>

<p>Merkezde hizmete sunulan 'Alcon wavelight ex500 excimer lazer sistemi' ile ise kornea cerrahisinde yüksek hassasiyet ve güvenlik sunan ileri teknolojiye sahip bir altyapı sağlanıyor. Göz takip sistemi sayesinde işlem boyunca maksimum doğruluk sağlayan teknoloji; özellikle düşük dereceli kırma kusurlarının düzeltilmesinde, askerlik ve polislik gibi korneada iz oluşumunun istenmediği meslek gruplarında, travma riski yüksek mesleklerde görev yapan ya da kontakt sporlarla ilgilenen kişilerde, ince kornea yapısına sahip hastalarda, kornea yüzey düzensizliklerinin tedavisinde ve korneal ablasyon gerektiren özel klinik durumlarda güvenle kullanılıyor.</p>

<p><strong>‘ÇOCUKLARIMIZIN GÖZ SAĞLIĞI, ORTAK BİR SORUMLULUK’</strong></p>

<p>Doğu Anadolu'nun göz sağlığı tarihinde yeni bir sayfanın açıldığını belirten Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, "Bu yatırımın neden bu denli kıymetli olduğunu ortaya koyan bilimsel gerçeklerle başlamak istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü verileri, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık 3’te birinin miyopi ile yaşadığını ortaya koymaktadır. Daha da önemlisi 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun yarısının, yani yaklaşık 5 milyar insanın miyopi ile karşı karşıya kalacağı, bunların önemli bir bölümünün ise ileri derecede miyopi nedeniyle ciddi görme kaybı riskiyle yüzleşeceği öngörülmektedir. Bu yalnızca bir sağlık istatistiği değil, aynı zamanda bir uygarlık meselesidir. Akıllı telefonların, bilgisayar ekranlarının ve dijital cihazların hayatımızın her alanına nüfuz ettiği bu çağda, özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin göz sağlığı, hepimizin omuzlarında taşıdığı ortak bir sorumluluk haline gelmiştir. İşte tam da bu noktada, refraktif cerrahideki gelişmeler, milyonlarca insana yeniden ve daha net görmenin kapısını aralayan bir umut ışığı olmaktadır" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘TÜRKİYE’DE BU TEKNOLOJİYİ KULLANAN İLK ÜNİVERSİTE’</strong></p>

<p>Atatürk Üniversitesi'nin yalnızca bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda bölgesel ve ulusal ölçekte ciddi bir sağlık hizmeti sorumluluğu taşıyan büyük bir sağlık kuruluşu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, "Bu sorumluluğun bilinciyle, araştırma hastanemizin teknolojik altyapısını sürekli ve kararlı bir şekilde güçlendiriyoruz. Geçtiğimiz süreçte hastanemize kazandırdığımız ileri teknolojiye sahip görüntüleme sistemlerinden ameliyat mikroskoplarına, tomografi cihazlarından anjiyografi ünitelerine kadar attığımız her adım, Erzurum'u ve Doğu Anadolu'yu sağlıkta en ileri teknolojilerle buluşturmak için aynı vizyonla atılan adımların farklı yansımalarıdır. Açılışını yaptığımız Refraktif Cerrahi Merkezimiz de bu vizyonun en somut göstergelerinden biridir. Merkezimiz, dünyada refraktif cerrahide kullanılan en gelişmiş ve son teknolojiyi içeren iki cihazla donatılmıştır. Türkiye'de bu teknolojiyi kullanan ilk üniversite olma ayrıcalığı bizlere büyük bir gurur yaşatırken, aynı zamanda daha fazla üretmeyi, daha fazla geliştirmeyi ve sağlık alanında öncü uygulamalara liderlik etmeyi gerektiren önemli bir sorumluluğu da omuzlarımıza yüklemektedir. Bu merkez yalnızca iki ileri teknoloji cihazın bir araya gelmesinden ibaret değildir. Bu merkez; bölgemizin artan refraktif cerrahi ihtiyacına kayıtsız kalmama kararlılığımızın, hastalarımıza dünya standartlarında hizmet sunma azmimizin ve yetişecek yeni göz hekimlerimizi en donanımlı şekilde eğitme sorumluluğumuzun somut bir yansımasıdır. Üniversitemiz, sağlık hizmeti sunmakla yetinmeyip aynı zamanda akademik eğitime ve bilimsel araştırmaya öncülük etme ilkesinden asla taviz vermeyecektir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Türkez, Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atilla Eroğlu ve davetlilerle Refraktif Cerrahi Merkezinin açılışını yapan Prof. Dr. Hacımüftüğlu, hizmete giren cihazlar hakkında Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Koçer'den bilgi aldı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/dunya-nufusunun-yaklasik-ucte-biri-miyopi-ile-yasiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 16:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/07/6a451259f20b53f4d7a95bfb.webp" type="image/jpeg" length="88314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gebeler Yaz Sıcaklarında Sıvı Kaybı Riskine Dikkat Etmeli]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/gebeler-yaz-sicaklarinda-sivi-kaybi-riskine-dikkat-etmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/gebeler-yaz-sicaklarinda-sivi-kaybi-riskine-dikkat-etmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklıkların anne adayları üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Cengizhan Kolata, “Anne adaylarının gün içinde sık aralıklarla sıvı tüketmesi gerekir. Günde en az 2,5-3 litre sıvı alınmalı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gebelikte sıvı kaybı tansiyon düşüklüğünden erken doğum riskine kadar birçok soruna yol açabilir. Özellikle son trimesterde sıvı ve mineral dengesi büyük önem taşır” dedi. Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesi, anne adayları için bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle gebelik döneminde vücudun sıvı ihtiyacının arttığını belirten Medical Park Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Cengizhan Kolata, sıcak havalarda yaşanan sıvı kaybının hem anne hem de bebek sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>‘YAZ SICAKLARINDA ANNE ADAYLARI DİKKATLİ OLMALI’</strong></p>

<p>Op. Dr. Kolata, “Yaz aylarında artan sıcaklıklar gebeliği olumsuz etkileyebilir. Dehidratasyon nedeniyle tansiyon düşmesi, halsizlik, bayılma, yorgunluk, baş ağrıları ve kusma gibi şikayetler gelişebilir” diye konuştu.</p>

<p>Gebelikte günlük sıvı tüketiminin önemine değinen Op. Dr. Kolata, “Anne adaylarının gün içinde sık aralıklarla sıvı tüketmesi gerekir. Günde en az 2,5-3 litre sıvı alınmalıdır. Bunun yanında aşırıya kaçmamak şartıyla günlük 2-5 gram tuz alımı da önemlidir. Sıvı ihtiyacı su, ayran, ev yapımı limonata ve kontrollü meyve tüketimiyle karşılanabilir. Ancak enerji içecekleri, gazlı içecekler ve yapay tatlandırıcı içeren ürünlerden uzak durulmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘ÖDEM VE TANSİYON YÜKSEKLİĞİ BİRLİKTE GÖRÜLÜRSE GEBELİK ZEHİRLENMESİ RİSKİ ARTABİLİR’</strong></p>

<p>Sıcak havalarda gebelerde ödem artışının sık görüldüğünü belirten Op. Dr. Kolata, bunun çoğu zaman sıcak ve hareketsizlikle ilişkili olduğunu söyledi. Op. Dr. Kolata, “Özellikle sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde, kendini zorlamadan yapılan yürüyüşler oldukça faydalıdır” dedi.</p>

<p>Ödemin tansiyon yüksekliği ile birlikte görülmesi durumunda dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Kolata, “Ödem beraberinde tansiyon yüksekliği ile olursa bu durum gebelik zehirlenmesi olarak bilinen preeklampsinin habercisi olabilir. Böyle bir durumda mutlaka hekim değerlendirmesi gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘SIVI KAYBI ERKEN DOĞUMU TETİKLEYEBİLİR’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gebelikte sıvı kaybının yalnızca anne sağlığını değil bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısını da etkileyebileceğini belirten Op. Dr. Kolata, “Dehidratasyon erken doğumu tetikleyebilir. Aynı zamanda bebeğin içinde bulunduğu ortamdaki sıvının azalmasına da yol açabilir. Bunun sonucunda bebek riskli bir tabloyla karşı karşıya kalabilir” açıklamasında bulundu.</p>

<p>Özellikle gebeliğin son dönemlerinde elektrolit kaybına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Kolata, “Son trimesterdeki anne adaylarının potasyum ve mineral açısından zengin besinleri tüketmesi önemli. Muz, kavun, karpuz ve kayısı gibi meyveler bu açıdan oldukça faydalıdır. Ayrıca cilt sağlığı için mango, şeftali, mor meyveler ve özellikle orman meyvelerini öneriyorum” dedi.</p>

<p><strong>‘KAŞINTIYI HAFİFE ALMAYIN’</strong></p>

<p>Yaz aylarında anne adaylarının bazı belirtileri normal kabul edip göz ardı etmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Kolata, özellikle yaygın kaşıntının önemsenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Op. Dr. Kolata, “Özellikle tüm vücudu kapsayan kaşıntılar son trimesterde cilt kuruluğu ya da böcek ısırığı sanılarak ihmal edilmemelidir. Bu durum, ciddi bir tablo olan gebelik kolestazının habercisi olabilir. Böyle durumlarda mutlaka kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır” dedi.</p>

<p>Anne adaylarının yaz aylarında güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmaktan kaçınması, hafif kıyafetler tercih etmesi ve sıvı tüketimini aksatmaması gerektiğini hatırlatan Kolata, gebelikte sıcak havaların dikkatli yönetilmesinin hem anne hem de bebek sağlığı açısından kritik olduğunu söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/gebeler-yaz-sicaklarinda-sivi-kaybi-riskine-dikkat-etmeli</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/06/6a4218deec222f94c2514d5f.webp" type="image/jpeg" length="43680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BTÜ’den Yaraların Daha Hızlı İyileşmesini Hedefleyen Cerrahi İplik Projesi]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/btuden-yaralarin-daha-hizli-iyilesmesini-hedefleyen-cerrahi-iplik-projesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/btuden-yaralarin-daha-hizli-iyilesmesini-hedefleyen-cerrahi-iplik-projesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Teknik Üniversitesi bilim insanları, ameliyat sonrası iyileşme sürecini hızlandırabilecek yeni nesil cerrahi iplik geliştirmek için çalışıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜBİTAK desteği alan projede, dokuların daha hızlı yenilenmesine yardımcı olacak biyolojik kaplama teknolojisi geliştirilecek. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü’nde YÖK Doktora Sonrası Araştırmacı İstihdamı programı dahilinde görev yapan Dr. Halime Serinçay’ın yürütücülüğünü üstlendiği araştırma projesi, TÜBİTAK 2218 Yurt İçi Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı tarafından desteklenmeye hak kazandı. Danışmanlığını Doç. Dr. Gökçe Taner’in yaptığı projede, ameliyatlarda kullanılan cerrahi ipliklerin yara iyileşmesini destekleyeceği yeni bir teknoloji geliştirilmesi hedefleniyor. Ameliyat sonrasında kullanılan cerrahi iplikler, yaraların kapanması ve dokuların yeniden birleşmesinde önemli rol oynuyor. Ancak günümüzde kullanılan birçok cerrahi iplik, yara kapatma ve enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olsa da yara dokusunun yenilenmesini doğrudan destekleyemiyor. BTÜ’de yürütülen araştırmada ise bu soruna çözüm geliştirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p><strong>DOĞAL DOKULARI TAKLİT EDEN KAPLAMA</strong></p>

<p>Proje kapsamında, doğal dokuların yapısını taklit eden biyolojik bir kaplama geliştirilerek cerrahi ipliklerin yüzeyine uygulanacak. Böylece ameliyat sonrası iyileşme sürecinde hücrelerin daha kolay çoğalması ve yeni dokunun daha hızlı oluşması hedefleniyor. Projede sığır derisinden üretilecek olan hücresizleştirilmiş hücre dışı matriksin metakrilat türevleri ile fonksiyonelleştirilmesi ve elde edilen bu biyokompozit yapının ticari cerrahi ipliklerin yüzeyine kaplama yapılması planlanıyor. Proje yürütücüsü Dr. Halime Serinçay, geliştirilecek kaplamanın yara bölgesinde doğal bir iyileşme ortamı oluşturarak dokuların kendini daha hızlı onarmasına katkı sağlayacağını belirtti.</p>

<p><strong>CERRAHİ TEDAVİLERE FAYDA</strong></p>

<p>Mevcut cerrahi ipliklere uygulanabilecek şekilde tasarlanan sistemin, sağlık alanında kolaylıkla kullanılabilecek bir teknolojiye dönüşme potansiyeli taşıdığını dile getiren Dr. Serinçay, “Geliştirdiğimiz bu yeni nesil cerrahi iplik kaplama teknolojisinin, hem enfeksiyonlarla mücadeleye destek olması hem de yara iyileşme sürecini hızlandırmasıyla cerrahi tedavilerde önemli faydalar sağlamasını bekliyoruz” dedi.</p>

<p><strong>‘BTÜ’DE BİLİMSEL BİLGİ TOPLUMSAL FAYDAYA DÖNÜŞÜYOR’</strong></p>

<p>BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, sağlık alanında yaşam kalitesini artırmaya yönelik araştırmaların üniversitenin öncelikleri arasında yer aldığını belirterek, “Akademisyenlerimizin yürüttüğü bu çalışma, bilimsel bilginin toplumsal faydaya dönüştürülmesi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. TÜBİTAK tarafından desteklenen projenin, ameliyat sonrası iyileşme süreçlerine katkı sağlayacak yenilikçi sonuçlar ortaya koyacağına inanıyorum. Projede görev alan araştırmacılarımızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/btuden-yaralarin-daha-hizli-iyilesmesini-hedefleyen-cerrahi-iplik-projesi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/06/6a3b99f26b7c7a4390bb9a07.webp" type="image/jpeg" length="91133"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Sıcaklarında Gıda Zehirlenmesi Vakaları Artabilir]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-vakalari-artabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-vakalari-artabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla toplumda gıda zehirlenmesi vakalarında artış yaşandığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Güdücü, “Özellikle sıcak havalarda uygun koşullarda saklanmayan yiyecekler, bakteri ve virüslerin hızla çoğalmasına neden olarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle sıcak havalarda açıkta satılan yiyecekler daha hızlı bozulabilir. Soğuk zincirde muhafaza edilmesi gereken ürünlerin yeterince soğuk olup olmadığı kontrol edilmelidir” dedi. VM Medical Park Maltepe Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Güdücü, yaz aylarında gıda güvenliğine daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>‘GIDA ZEHİRLENMELERİ AĞIR TABLOLARA YOL AÇABİLİYOR’</strong></p>

<p>Gıda zehirlenmesinin çoğunlukla bulantı, kusma ve ishal ile kendini gösterdiğini ifade eden Uzm. Dr. Güdücü, “Gıda zehirlenmesi; viral, bakteriyel, kimyasal ya da parazit kaynaklı toksinlere maruz kalınması veya doğal besin toksinlerinin fazla tüketilmesine bağlı gelişebilen bir durumdur. En sık nedenlerinden biri viral enfeksiyonlardır. Hafif seyredip kendini sınırlayabileceği gibi, zaman zaman hayatı tehdit edebilecek kadar ciddi ve ağır bir tabloya da dönüşebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘ET DOĞRANAN KESME TAHTASINDA SALATA YAPILMASI TEHLİKELİ’</strong></p>

<p>Besinlerin kontamine olmasının birçok farklı yolla gerçekleşebileceğini belirten Uzm. Dr. Güdücü, “Hasta bir kişinin ellerini yıkamadan gıdaya temas etmesi, yemek hazırlaması ya da yeterince iyi yıkanmamış çiğ meyve ve sebzelerin tüketilmesi yaygın bulaş yolları arasındadır. Ayrıca çapraz bulaş dediğimiz durum da oldukça önemlidir. Örneğin, tavuk eti doğranan kesme tahtasının temizlenmeden salata hazırlığında kullanılması mikroorganizmaların diğer gıdalara geçmesine neden olabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘BELİRTİLER GENELLİKLE BİRKAÇ SAAT İÇİNDE BAŞLIYOR’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gıda zehirlenmesi belirtilerinin çoğunlukla şüpheli gıda tüketiminden sonraki ilk saatlerde ortaya çıktığını söyleyen Uzm. Dr. Güdücü, “Şikayetler genellikle 1 ila 8 saat içinde başlar. Kusma ön planda olabilir. Bunun yanında karın ağrısı, halsizlik, ateş, kanlı ya da sulu ishal görülebilir. Daha nadir olarak baş dönmesi ve bulanık görme gibi belirtiler de tabloya eşlik edebilir” dedi.</p>

<p><strong>‘EL HİJYENİ VE DOĞRU SAKLAMA KOŞULLARI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR’</strong></p>

<p>Gıda zehirlenmelerinden korunmada hijyen kurallarının kritik rol oynadığını belirten Güdücü, “Bebek bezi değiştirdikten, tuvalet sonrası, burnu sildikten, hayvanlara dokunduktan veya çöple temas ettikten sonra mutlaka eller yıkanmalıdır. Çiğ süt ve pastörize edilmemiş ürünlerden kaçınılmalı, meyve ve sebzeler iyi yıkanmalıdır. Kesme tahtaları ve bıçaklar her kullanım sonrası iyice temizlenmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘PİŞEN YEMEKLER 2 SAAT İÇİNDE BUZDOLABINA KALDIRILMALI’</strong></p>

<p>Yaz aylarında özellikle tavuk ve hindi gibi kümes hayvanlarının etlerinin dikkatli saklanması gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Güdücü, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Bu ürünler mikroorganizmaların üremesi için uygun ortam oluşturabilir. Satın alındıktan sonra en geç bir saat içinde buzdolabına konulmalı, iki gün içinde tüketilmeyecekse dondurulmalıdır. Buzdolabı sıcaklığı 4 derecenin, dondurucu ise eksi 18 derecenin altında tutulmalıdır. Pişen yemekler de iki saat içinde tekrar buzdolabına kaldırılmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>‘AÇIKTA SATILAN ÜRÜNLERE DİKKAT’</strong></p>

<p>Market alışverişlerinde soğuk zincirin korunmasına dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Güdücü, “Özellikle sıcak havalarda açıkta satılan yiyecekler daha hızlı bozulabilir. Soğuk zincirde muhafaza edilmesi gereken ürünlerin yeterince soğuk olup olmadığı kontrol edilmelidir. Konserve ürünlerde ise kapağın şişmiş ya da sızdırıyor olmaması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘BOL SIVI TÜKETİMİ ÖNEMLİ’</strong></p>

<p>Gıda zehirlenmesine maruz kalan kişilerin sıvı kaybını yerine koymasının önemli olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Güdücü, “Bol sıvı tüketilmeli ve elektrolit kaybı nedeniyle tuz alımı da ihmal edilmemelidir. Beslenmede yağlı ve baharatlı gıdalardan uzak durulmalı; muz, pirinç lapası, patates püresi, yulaf ezmesi, kraker, haşlanmış sebze ve çorba gibi mideyi yormayan yiyecekler tercih edilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘BU BELİRTİLERDE HASTANEYE BAŞVURULMALI’</strong></p>

<p>Bazı durumlarda gıda zehirlenmesinin ciddi sıvı kaybına neden olabileceğini belirten Uzm. Dr. Güdücü, “İdrar çıkışının 5 saatten uzun süre olmaması, çok koyu idrar, ağız kuruluğu, bilinç bulanıklığı, kas krampları ciddi sıvı ve elektrolit kaybına işaret edebilir. Ayrıca 38,3 derece üzeri ateş, kanlı ishal, şiddetli karın ağrısı ya da günde altıdan fazla dışkı olması (ishal) durumunda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kanser hastaları ve organ nakli yapılmış bireylerde hastalık daha ağır seyredebilir” dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-vakalari-artabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/06/6a38d5e49c276c7683d7d78b.webp" type="image/jpeg" length="67755"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak Havalarda Kalp Krizi Riski Artıyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin kalp-damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabileceğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ender Özal, “Özellikle sıcaklık ve nem oranındaki artış kalp krizi, tansiyon problemleri ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların görülme sıklığını artırabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beklenmeyen göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baygınlık hissi veya ani tansiyon değişiklikleri yaşanması halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” dedi. Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte hava sıcaklıklarının yükseldiğini belirten Medical Park TEM Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ender Özal, sıcak havaların yalnızca günlük yaşam konforunu değil, kalp sağlığını da doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Özellikle sıcaklık ve nem oranındaki artışın kalp krizi, tansiyon problemleri ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların görülme sıklığını artırabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özal, yaz aylarında kalp hastalarının daha dikkatli davranması gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘YAZ AYLARINDA KALP KRİZİ VAKALARINDA ARTIŞ GÖRÜLÜYOR’</strong></p>

<p>Yapılan araştırmaların yaz döneminde kalp krizi vakalarının arttığını gösterdiğine değinen Uzm. Dr. Özal, "Sıcak havalarda vücut ısısını dengelemek amacıyla terleme artar. Terleme ile birlikte su, tuz ve elektrolit kaybı meydana gelir. Bu durum damarlarda dolaşan sıvı hacminin azalmasına neden olur. Kanın yoğunluğu arttıkça pıhtılaşma eğilimi yükselir ve kalp krizi riski ortaya çıkabilir" diye konuştu.</p>

<p>Sıvı kaybının yalnızca kalbi değil, böbrekleri de etkilediğini ifade eden Uzm. Dr. Özal, "Vücuttaki sıvı miktarının azalması böbreklere giden kan akımını düşürebilir. Organizma bunu telafi etmek için bazı hormonları devreye sokar. Ancak bu mekanizma damarların büzüşmesine ve ani tansiyon yükselmelerine yol açabilir. Tüm bu süreçler kalp-damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturur" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘KALBİN İŞ YÜKÜ ARTIYOR’</strong></p>

<p>Sıcak havalarda damarların genişleyerek vücut sıcaklığını düşürmeye çalıştığını söyleyen Uzm. Dr. Özal, "Vücut ısısını dengeleyen en önemli sistemlerden biri kan dolaşımıdır. Sıcaklık arttığında damarlar genişler ve kalbin daha fazla çalışması gerekir. Kalbin pompaladığı kanın büyük kısmı cilde yönelirken diğer organların dolaşımı etkilenebilir. Bu durum özellikle kalp yetmezliği bulunan kişiler için risk oluşturabilir" dedi.</p>

<p><strong>‘HİPERTANSİYON HASTALARI DAHA DİKKATLİ OLMALI’</strong></p>

<p>Hipertansiyon hastalarının yaz aylarında tansiyon değişiklikleri açısından daha yakından takip edilmesi gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Özal, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>"Özellikle idrar söktürücü ilaç kullanan hastalarda sıvı kaybı daha belirgin hale gelebilir. Sıvı kaybı arttığında vücut tansiyonu yükselten mekanizmaları devreye sokabilir. Bunun yanında kullanılan bazı tansiyon ilaçları nedeniyle ani tansiyon düşmeleri de görülebilir. Bu nedenle tansiyon değerlerinde ciddi dalgalanmalar yaşanabilir. Yüksek tansiyonu olan kişilerin yazın gelmesiyle doktor kontrollerini yaptırmaları ve kullandıkları ilaçların sıcak hava koşullarına göre yeniden düzenlenip düzenlenmeyeceğinin değerlendirilmesi önemlidir. Yaz aylarında kalp yetmezliği bulunan bireyler de risk grubunda yer alır. Vücut sıcaklığını düşürmek için dolaşım sistemi daha yoğun çalışır. Kalbin iş yükü artarken sıvı kaybı da eklenince kalp yetmezliği olan hastalarda şikâyetler ağırlaşabilir. Bu nedenle sıcak havalarda dikkatli olunmalı ve sıvı dengesi korunmalıdır.”</p>

<p><strong>‘KLİMALI ORTAMA ANİ GEÇİŞ TEHLİKELİ OLABİLİR’</strong></p>

<p>Aşırı sıcak bir ortamdan aniden çok soğuk ve klimalı bir ortama geçmenin de risk oluşturabileceğini belirten Uzm. Dr. Özal, "Ani sıcaklık değişiklikleri damarların hızla büzüşmesine neden olabilir. Bu durum tansiyon yükselmesi, ritim bozuklukları ve kalp krizi açısından tetikleyici rol oynayabilir. Özellikle kalp hastalarının bu konuda dikkatli olması gerekir" dedi.</p>

<p><strong>‘SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU İÇİN’</strong></p>

<p>Sıcak havalarda yeterli sıvı tüketiminin hayati önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özal, "Su içmek için susamayı beklememek gerekir. Özellikle yaz aylarında günlük en az 2,5 litre su tüketilmesini öneriyoruz. Kaybedilen sıvının yerine konulması kalp krizi riskini azaltan en önemli önlemlerden biridir" diye konuştu.</p>

<p><strong>‘YAZ AYLARINDA KALBİ KORUMAK İÇİN ÖNERİLER’</strong></p>

<p>Kalp ve tansiyon hastalarının yaz aylarında bazı basit önlemlerle risklerini azaltabileceklerini belirten Özal, şu önerilerde bulundu:</p>

<p>"Su ihtiyacı öncelikle su ile karşılanmalıdır. Alkol ve kafeinli içecekler suyun yerini tutmaz. Günün en sıcak saatleri olan öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Açık havada bulunulacaksa şapka, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu kullanılmalıdır. Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Beslenmede aşırı yağlı, kızartılmış ve tuzlu yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Düzenli tansiyon takibi yapılmalı, ilaçlar hekim önerisine uygun şekilde kullanılmalı ve mümkün olduğunca serin, iyi havalandırılan ortamlarda bulunulmalıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/06/6a2f9a0b7d14dcf64525bd86.webp" type="image/jpeg" length="68451"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beslenme Programı Kişiye Özel Olmalı]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/beslenme-programi-kisiye-ozel-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/beslenme-programi-kisiye-ozel-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Fatma Betül Çelebi, "Beslenme programları ancak uzman kontrolünde hazırlandığında gerçek bir başarıya ulaşabilir. Bu programların kişiye özel olması gerekir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>6 Haziran Diyetisyenler Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Diyetisyen Fatma Betül Çelebi, kişiye özel planlanması gereken beslenme programlarının ciddi bir uzmanlık gerektirdiğine dikkat çekerek; diyetisyenlerin hastalıkların yönetiminden sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılmasına kadar hayatın her evresinde kritik bir rol üstlendiğini ifade etti.</p>

<p><strong>‘BESLENMEYİ PARMAK İZİ GİBİ DÜŞÜNMEK GEREKİR’</strong></p>

<p>Her bireyin farklı ihtiyaçlara sahip olduğunu belirten Çelebi, “Beslenme programı kişiye özel olmalıdır. Adeta bir beslenme parmak izi gibi düşünmek gerekir. Günümüzde birçok platformda kalori ve protein ihtiyacı hesaplanabiliyor ya da çeşitli diyet listelerine ulaşılabiliyor. Ancak bu bilgilerin doğru yorumlanması ve kişiye uygun hale getirilmesi uzmanlık gerektirir. Diyetisyenler, bireyin sağlık durumunu, kan bulgularını, yaşam tarzını ve ihtiyaçlarını değerlendirerek en doğru beslenme planını oluşturur” dedi.</p>

<p><strong>'DİYETİSYENLER SADECE KİLO VERDİRMİYOR’</strong></p>

<p>Diyetisyenlerin farklı alanlarda uzmanlaşabildiğine dikkat çeken Çelebi, “Sporcu beslenmesi, çocuk beslenmesi, yaşlı beslenmesi ve kanser hastalarının beslenmesi gibi birçok özel alan bulunuyor. Bazen kişiler yalnızca kilo vermek amacıyla başvursa da değerlendirmeler sonucunda altta yatan farklı beslenme sorunlarıyla karşılaşabiliyoruz. Kimi zaman bireye özgü bazı besinlerin ödem ya da kilo verme direncine neden olduğunu görebiliyoruz. Bu nedenle kişiye özel planlama büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘ÖZELLİKLE HASTA VE YAŞLI BİREYLER DİKKAT ETMELİ’</strong></p>

<p>Sağlıklı kilo verme sürecinin mutlaka uzman kontrolünde yürütülmesi gerektiğini belirten Çelebi, “Özellikle yaşlı bireylerde kas kaybının önlenmesi çok önemlidir. Çocuklarda ise büyüme ve gelişmenin etkilenmeyeceği bir beslenme programı oluşturulmalıdır. Hastalığı bulunan bireylerde de beslenme tedavisi sürecin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin diyetisyen desteği alması gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘SAĞLIKLI BESLENME BİR YAŞAM BİÇİMİDİR’</strong></p>

<p>6 Haziran Diyetisyenler Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Çelebi son olarak şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Diyetisyenler, bireylerin sağlıklı beslenmeyi bir yaşam alışkanlığı haline getirmesine yardımcı olur. Amacımız yalnızca kilo vermek değil, yaşam kalitesini artırmak ve bireylerin sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamaktır. Sağlıklı beslenme kısa süreli bir diyet değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/beslenme-programi-kisiye-ozel-olmali</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/06/6a23b9e98214d109ca355620.webp" type="image/jpeg" length="91796"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyeti Bozmak Sağlık Sorunlarına Yol Açabilir]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/diyeti-bozmak-saglik-sorunlarina-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/diyeti-bozmak-saglik-sorunlarina-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği'nden Doç. Dr. Zeynep Altın, Kurban Bayramı süresince değişen beslenme alışkanlıklarının özellikle kronik hastalığı bulunan kişiler için ciddi riskler oluşturabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Altın "Bazı bireylerde birkaç günlük diyet bozma bile ciddi metabolik sonuçlar ortaya çıkarabilir. Tuz ve yağ oranı yüksek beslenme; tansiyon regülasyonunun bozulmasına, böbrek yükünün artmasına ve kalp hastalıkları açısından ciddi risklerin oluşmasına neden olabilir" dedi. SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği'nden Doç. Dr. Zeynep Altın, Kurban Bayramı nedeniyle kurban etinin doğru saklama ve pişirme yöntemlerinden sıvı tüketimine kadar birçok konuda önemli uyarılarda bulundu. Bayramların paylaşmanın, dayanışmanın ve bir arada olmanın en kıymetli zamanlarından biri olduğunu belirten Doç. Dr. Altın, bayram sofralarının ise kültürün önemli bir parçasını oluşturduğunu ifade etti. Ancak bu sofraların zaman zaman 'aşırı tüketim festivaline' dönüştüğüne dikkat çeken Altın, özellikle metabolik hastalıkları bulunan bireylerin çok daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, kalp-damar ve böbrek hastalığı bulunan kişilerin bayram süresince beslenmelerine özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Altın, “Özellikle metabolik hastalıkları olan bireylerde birkaç günlük diyet bozma bile ciddi metabolik sonuçlar ortaya çıkarabilir. Tuz ve yağ oranı yüksek beslenme; tansiyon regülasyonunun bozulmasına, böbrek yükünün artmasına ve kalp hastalıkları açısından ciddi risklerin oluşmasına neden olabilir" dedi.</p>

<p><strong>'KURBAN ETİ HEMEN TÜKETİLMEMELİ'</strong></p>

<p>Toplumda kurban etinin tüketimine ilişkin yanlış uygulamalar bulunduğunu belirten Doç. Dr. Altın, kesilen etin hemen tüketilmesinin sindirim sistemi açısından sakıncalı olduğunu ifade etti. Kesim sonrası ette 'ölüm katılığı' olarak bilinen rigor mortis döneminin oluştuğunu anlatan Doç. Dr. Altın, şunları söyledi:</p>

<p>"Kas etlerinin gevşemesi ve etin biyokimyasal olarak yenilmeye hazır hale gelmesi için kurban etinin yaklaşık 24 saat boyunca 4 derece sıcaklıkta, tercihen buzdolabı rafında bekletilmesi gerekir. Bu süreç tamamlanmadan tüketilen et, sindirim sistemi açısından rahatsızlıklara neden olabilir."</p>

<p><strong>'ETİ KÖMÜRLEŞTİRMEK KANSEROJEN RİSKİ OLUŞTURUYOR'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayramlarda mangal kültürünün yaygın olduğunu ancak pişirme yönteminin sağlık açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Doç. Dr. Altın, yüksek ısıda ve kömürleşecek şekilde pişirilen etlerin sağlık risklerini artırdığını belirtti. Kırmızı etin yüksek kaliteli bir protein kaynağı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Altın, "Eti kömürleştirdiğimiz zaman içerisinde polisiklik aromatik hidrokarbonlar oluşuyor. Bunlar kanserojen risk taşıyan maddeler. Eti haşlama, fırında pişirme ya da kontrollü ızgara yöntemleriyle tüketmek daha sağlıklı olacaktır. Mangal yapılacaksa etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli. Ayrıca ateş ile et arasında yaklaşık 15 santimetrelik bir mesafe bırakılması daha koruyucu olacaktır” diye konuştu.</p>

<p><strong>BAYRAM SOFRALARININ GİZLİ DÜŞMANI, TUZ</strong></p>

<p>Kurban Bayramı sofralarında özellikle kavurma ve işlenmiş et tüketimiyle birlikte yüksek miktarda tuz alındığını söyleyen Doç. Dr. Zeynep Altın, fazla tuz tüketiminin ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğini belirtti. Doç. Dr. Altın, "Tuz yükünün artması tansiyonun yükselmesine, tansiyon kontrolünün bozulmasına ve böbrek hastalıkları açısından risk oluşmasına neden olabilir. Özellikle hipertansiyon hastalarının bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor" diye konuştu. Doç. Dr. Altın, kuyruk yağı ve katı yağ tüketiminin de doymuş yağ alımını artırarak kalp sağlığını olumsuz etkilediğini vurguladı.</p>

<p><strong>‘SICAK HAVALARDA SIVI TÜKETİMİ ARTTIRILMALI'</strong></p>

<p>Bayramın sıcak yaz günlerine denk geldiğine dikkat çeken Doç. Dr. Altın, fazla et tüketiminin böbrekler üzerinde ek protein yükü oluşturduğunu, bu nedenle sıvı tüketiminin artırılması gerektiğini söyledi. Yüksek sıcaklıkların vücudun sıvı ihtiyacını daha da artırdığını belirten Doç. Dr. Altın, "Hem sıcak hava hem de fazla protein tüketimi nedeniyle günlük sıvı alımına ekstra dikkat edilmeli. Özellikle tuz tüketimi arttığında sıvı ihtiyacı da yükseliyor" dedi.</p>

<p>Sağlıklı bir bayram sofrasının nasıl olması gerektiğine ilişkin de bilgi veren Doç. Dr. Zeynep Altın, ideal tabak düzenini anlattı. Altın, “Tabağın dörtte biri kırmızı etten oluşmalı. Yarısı mutlaka bol yeşillik ve salata olmalı. Lif içeriği yüksek sebzeler hem C vitamini açısından zenginlik sağlar hem de metabolik dengeyi korumaya yardımcı olur. Geri kalan dörtte birlik bölüm ise tam tahıllı gıdalardan oluşabilir" dedi.</p>

<p><img alt="Bayramda birkaç günlük diyet bozma ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" src="https://image.dha.com.tr/i/dha/75/548x365/6a140503ab7ede844bb5d471.jpg" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/diyeti-bozmak-saglik-sorunlarina-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/05/6a1404f2ab7ede844bb5d46d.webp" type="image/jpeg" length="32803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Kaya: Kömürleşmiş Etler Kanser Riski Taşıyabilir]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-kaya-komurlesmis-etler-kanser-riski-tasiyabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-kaya-komurlesmis-etler-kanser-riski-tasiyabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden (OMÜ) Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, ızgarada pişirilen etlerin fazla ısıya maruz kalarak kömürleşen bölgelerinde kanserojen maddelerin oluşabileceğini belirterek, “Mangal yapılırken etlerin yanmamasına dikkat edilmelidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kömürleşmiş etler kanser riski taşıyabilir. Ayrıca etin ateşe fazla yakın olması B1, B12 vitamini ve folik asit kaybına neden olurken, damlayan yağların oluşturduğu dumanın ete temas etmesi de sağlık açısından risk oluşturabilir” dedi. OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, Kurban Bayramı öncesinde sağlıklı et tüketimi ve doğru kullanımı hakkında özel açıklamalarda bulundu. Yeni kesilmiş etin sert yapısının hemen tüketilmesi, kalbin yükünü artıran ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyleyen Prof. Dr. Kaya, “Bayram günü kesilen hayvanların eti çoğu zaman kısa süre içerisinde pişirilip tüketilmektedir. Fakat yeni kesilmiş etin sert yapısı hem pişirme aşamasında hem de sindirim sırasında bazı sorunlara yol açabilir. Bu durum hazımsızlık, mide şişkinliği gibi problemlere neden olabildiği gibi kalbin yükünü artırarak ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘HİJYEN KURALLARINA UYULMAMASI ZOONOZ HASTALIK RİSKİNİ ARTIRABİLİR’</strong></p>

<p><img alt="Prof. Dr. Kaya: Kömürleşmiş etler kanser riski taşıyabilir" src="https://image.dha.com.tr/i/dha/75/770x0/6a142e2cab7ede844bb5d66c.jpg" /></p>

<p>Kesim, saklama ve pişirme süreçlerinde tamamen hijyenik şekilde hareket edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Kaya, “Kurban Bayramı sofralarında et tüketimi ön plana çıksa da sağlıklı beslenme kurallarından uzaklaşılmamalı, porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir. Gün içerisinde yeterli su tüketilmeli ve dengeli beslenilmelidir. Kırmızı et; protein, demir ve B grubu vitaminleri açısından önemli bir besindir. Ancak doymuş yağ ve kolesterol içeriği nedeniyle kontrollü tüketilmelidir. Kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyon hastalarının yağsız ya da az yağlı etleri tercih etmesi gerekir. Özellikle mide ve bağırsak rahatsızlığı bulunan kişilerin kurban etini hemen tüketmemesi, birkaç gün dinlendirdikten sonra haşlama veya ızgara yöntemiyle hazırlayarak yemesi önerilir. Kolesterol problemi yaşayanların sakatattan uzak durması gerekir. Kurbanlık hayvanların veteriner kontrolünden geçmiş olmasına dikkat edilmelidir. Kesim, saklama ve pişirme süreçlerinde hijyen kurallarına uyulmaması zoonoz hastalık riskini artırabilir. Bu nedenle etler çiğ ya da az pişmiş şekilde tüketilmemelidir” dedi.</p>

<p><strong>‘ÇÖZDÜRÜLEN ET TEKRAR DONDURULMAMALI’</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kaya, “Kesilen etin yıkanması doğru değildir, çünkü nemli kalan et bakterilerin çoğalmasını hızlandırabilir. Etlerin uygun koşullarda en az 24 saat dinlendirilmesi önerilir. Kurban etleri büyük parçalar halinde değil, yemeklik porsiyonlara ayrılarak saklanmalıdır. Donmuş etler oda sıcaklığında değil, buzdolabında çözdürülmeli; çözülen et tekrar dondurulmamalıdır. Ayrıca çiğ et hazırlığında kullanılan kesme tahtalarında sebze ve meyve doğranmamalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘BAYRAMDA SAKATAT TÜKETİMİNDE KOLESTEROL VE KALP-DAMAR HASTALARI DİKKATLİ OLMALI’</strong></p>

<p>Bayram sürecinde kolesterol hastaları sakatat tüketiminden kaçınmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Et pişirirken haşlama, ızgara ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmeli, kızartmadan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Et yemeklerine ekstra yağ eklenmesine gerek yoktur. Izgara yapılırken et ile ateş arasındaki mesafe iyi ayarlanmalı, etin yanarak kömürleşmesi önlenmelidir. Çünkü kömürleşen bölgelerde kanserojen maddeler oluşabilir. Bayram sofralarının vazgeçilmezlerinden olan kavurma hazırlanırken tereyağı veya kuyruk yağı eklemek yerine etin kendi suyunda ve kısık ateşte pişirilmesi daha sağlıklı bir yöntemdir. Bayram sürecinde sakatat tüketiminde de artış yaşandığı için özellikle kolesterol yüksekliği bulunanlar ve kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişilerin bu ürünlerden uzak durması önerilir. Haşlama, fırın ve ızgara yöntemleri yağ tüketimini azaltmaya yardımcı olur. Mangal yapılırken etlerin yanmamasına dikkat edilmelidir. Kömürleşmiş etler kanser riski taşıyabilir. Ayrıca etin ateşe fazla yakın olması B1, B12 vitamini ve folik asit kaybına neden olurken, damlayan yağların oluşturduğu dumanın ete temas etmesi de sağlık açısından risk oluşturabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Prof. Dr. Kaya: Kömürleşmiş etler kanser riski taşıyabilir" src="https://image.dha.com.tr/i/dha/75/770x0/6a142e2cab7ede844bb5d66a.jpg" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-kaya-komurlesmis-etler-kanser-riski-tasiyabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/05/6a142e02ab7ede844bb5d664.webp" type="image/jpeg" length="38246"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
