<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kelkit Gazetesi - Tokat Haber - Erbaa Haber - Son Dakika Haber</title>
    <link>https://www.kelkitgazetesi.com</link>
    <description>Erbaa Haber , Tokat Haber , Niksar Haber , Zile Haberi , Turhal Haber ,  Son Dakika Haber ve Haberlerinin paylaşıldığı Kelkit Gazetesi. Bölgeye ait tüm haber ve gelişmeleri tek bir platformda sunuyor. Hızlı, güvenilir ve kapsamlı içerikler ile okuyucularına hizmet veren yerel bir gazete.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kelkitgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2026 10:54:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanede Yapay Zekâ ile Hızlı Yön Bulma Sistemi]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/hastanede-yapay-zeka-ile-hizli-yon-bulma-sistemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/hastanede-yapay-zeka-ile-hizli-yon-bulma-sistemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde geliştirilen yapay zeka destekli dijital danışma sistemi, hastaların hastane içinde yön bulma sürecini büyük ölçüde kolaylaştırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Özellikle işitme ve konuşma engelli bireylerin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak tasarlanan sistem, kullanıcıları yaklaşık 15 saniye gibi kısa bir sürede doğru noktaya yönlendirebiliyor. Projenin geliştiricisi olan hastanenin basın danışmanı Emre Yipel, yoğun hastane ortamında bazı hasta gruplarının yön bulmakta zorlandığını fark ederek bu çalışmayı başlattığını belirtiyor. Yipel, sistemin tamamen erişilebilir bir yapı sunması amacıyla hazırlandığını ifade ederek, “Video içerikleri ve tasarımları bizzat kendim hazırladım. Gerçek görüntüler kullandığımız için kullanıcılar gitmek istedikleri alanı daha kolay tanıyabiliyor. Ayrıca sistemde sesli anlatımın yanı sıra Türkçe ve İngilizce altyazı desteği de bulunuyor” dedi. İnternet bağlantısına ihtiyaç duymadan çalışan sistemin, elektrik kesintilerinden etkilenmemesi ve kapandığında otomatik olarak yeniden devreye girmesi de dikkat çeken özellikleri arasında yer alıyor.
Hastanenin başhekimi Adnan Yamanoğlu ise günlük yaklaşık 12 bin hastaya hizmet verdiklerini vurgulayarak, danışma hizmetlerinin yoğunluk nedeniyle önemli bir iş yükü oluşturduğunu belirtti. Yamanoğlu, geliştirilen sistemin bu yükü hafifletme potansiyeline sahip olduğunu ve bir haftalık deneme sürecinde oldukça başarılı sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Projenin ilerleyen süreçte hastanenin tamamında yaygınlaştırılması ve daha sonra il genelinde uygulanması hedefleniyor. Bu kapsamda üniversitenin mühendislik bölümü ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı ile iş birliği yapılması planlanıyor.
Sistemi deneyimleyen hastalardan Emir Çekli de uygulamanın oldukça pratik olduğunu ifade etti. Daha önce benzer bir teknolojiyle karşılaşmadığını dile getiren Çekli, cihaz sayesinde kimseye sormadan gideceği yeri kolayca bulabildiğini ve özellikle görsel anlatımın yön bulmayı daha da kolaylaştırdığını söyledi.</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/hastanede-yapay-zeka-ile-hizli-yon-bulma-sistemi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/69e726ca95153684c3ff4d6f.webp" type="image/jpeg" length="97532"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erbaa’da Sağlıklı Hayat Merkezi’nde MHRS Dönemi Başladı]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/erbaada-saglikli-hayat-merkezinde-mhrs-donemi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/erbaada-saglikli-hayat-merkezinde-mhrs-donemi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erbaa’da vatandaşlara koruyucu sağlık hizmetleri sunan Sağlıklı Hayat Merkezi’nde önemli bir yenilik hayata geçirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Artık merkezde verilen danışmanlık hizmetleri, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alınarak gerçekleştirilecek.</p>

<p>Erbaa İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, yeni uygulamayla birlikte vatandaşlar; MHRS mobil uygulaması veya internet üzerinden “Sağlıklı Hayat Merkezi” seçeneğini kullanarak kolayca randevu oluşturabilecek. Böylece hizmetlere erişimde daha planlı ve düzenli bir sistem oluşturulması hedefleniyor.</p>

<p>Yeni sistem kapsamında; beslenme, çocuk gelişimi, fiziksel aktivite, psikolojik danışmanlık, sigara bırakma ve sosyal hizmet alanlarında sunulan destek hizmetleri MHRS üzerinden randevulu olarak verilecek. Vatandaşlar, ihtiyaç duydukları birimi seçerek kendilerine en uygun gün ve saatte hizmet alabilecek.</p>

<p>Sağlıklı Hayat Merkezleri; obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıkların önlenmesi başta olmak üzere, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması, fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi ve ruh sağlığının korunması gibi birçok alanda önemli çalışmalar yürütüyor. Yeni randevu sistemiyle birlikte bu hizmetlerin daha etkin ve verimli sunulması amaçlanıyor.</p>

<p>Öte yandan Erbaa Sağlıklı Hayat Merkezi’nde verilen tüm danışmanlık hizmetlerinin tamamen ücretsiz olduğu da yetkililer tarafından bir kez daha hatırlatıldı.</p>

<p>Ertuğrulgazi Mahallesi’nde bulunan İlçe Sağlık Müdürlüğü ve 1 No’lu Sağlık Ocağı hizmet binası içerisinde faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezi, vatandaşlara kolay ulaşılabilir konumuyla hizmet vermeye devam ediyor. Yetkililer, tüm Erbaalıları sunulan ücretsiz danışmanlık hizmetlerinden faydalanmaya davet etti.</p>

<p><img height="2700" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/m1-1.png" width="2160" /></p>

<p><img height="2700" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/m2.png" width="2160" /></p>

<p><img height="2700" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/m3.png" width="2160" /></p>

<p><img height="2700" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/m4.png" width="2160" /></p>

<p><img class="" height="2700" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/m5-1.png" width="2160" /></p>

<p><img height="2700" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/m6.png" width="2160" /></p>

<p><img height="2700" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/7-7.png" width="2160" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="2700" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/m8.png" width="2160" /></p>

<p><img height="2700" src="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/m9-1.png" width="2160" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Murat Berber Kelkit Gazetesi (Özel)</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ERBAA HABER, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/erbaada-saglikli-hayat-merkezinde-mhrs-donemi-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/04/d-s-c-0062.png" type="image/jpeg" length="91722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek Sağlığını Korumak İçin Hayati Öneriler]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/bobrek-sagligini-korumak-icin-hayati-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/bobrek-sagligini-korumak-icin-hayati-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Böbrek sağlığının korunmasında günlük yaşam alışkanlıklarının büyük rol oynadığını belirten Nefroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Merve Aktar, böbreklerin vücudun en hayati organlarından biri olduğuna dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aktar, böbreklerin sağlığını korumak için büyük değişikliklere gerek olmadığını, doğru ve bilinçli alışkanlıkların yeterli olabileceğini söyledi. Yeterli miktarda su tüketmek, tuz ve işlenmiş gıdaları sınırlamak, dengeli beslenmek ve düzenli sağlık kontrollerini aksatmamak böbrek sağlığı açısından en önemli adımlar arasında yer alıyor.</p>

<p>VM Medical Park Florya Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Merve Aktar, 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında böbrek sağlığı hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>

<p><strong>Böbrekler Vücudun Denge Sisteminin Temel Parçası</strong></p>

<p>Böbreklerin yalnızca idrar üretmekle görevli organlar olmadığını vurgulayan Aktar, bu organların vücutta birçok önemli görevi bulunduğunu ifade etti. Her gün yaklaşık 150 ila 180 litre kanın böbrekler tarafından süzüldüğünü belirten Aktar, bu süreçte zararlı maddelerin, fazla tuzun ve sıvının vücuttan uzaklaştırıldığını söyledi. Ayrıca böbrekler kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur, kemik sağlığı için gerekli olan D vitamininin aktif hale gelmesini sağlar ve kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekleyen hormonların salgılanmasına katkıda bulunur. Bu yönüyle böbrekler vücudun adeta doğal arıtma sistemi gibi çalışır.</p>

<p><strong>Böbrek Hastalıkları Çoğu Zaman Belirti Vermeden İlerler</strong></p>

<p>Böbrek hastalıklarının çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini belirten Aktar, özellikle bazı grupların daha yüksek risk altında olduğunu söyledi. Diyabet hastaları, yüksek tansiyonu olan bireyler, ileri yaş grubundaki kişiler ve obezite sorunu yaşayanlar böbrek hastalıkları açısından daha dikkatli olmalıdır. Ayrıca ailesinde böbrek hastalığı bulunan kişilerde de risk artabilir. Bu nedenle risk grubunda yer alan kişilerin böbrek fonksiyonlarını düzenli olarak kontrol ettirmeleri büyük önem taşır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Akut ve Kronik Böbrek Hastalıkları Arasındaki Fark</strong></p>

<p>Böbrek hastalıklarının farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini ifade eden Aktar, akut böbrek hasarının genellikle kısa sürede geliştiğini söyledi. Saatler ya da günler içinde böbrek fonksiyonlarının aniden bozulması şeklinde görülebilen bu durum; ağır enfeksiyonlar, ciddi sıvı kaybı, bazı ilaçlar veya büyük ameliyatlar sonrasında ortaya çıkabilir. Erken tanı konulması durumunda çoğu zaman tedavi edilebilir.</p>

<p>Kronik böbrek hastalığı ise çok daha uzun bir süreçte, aylar hatta yıllar içinde yavaş ilerleyen bir hastalıktır. En sık görülen nedenleri arasında diyabet ve yüksek tansiyon bulunur. Hastalık ileri aşamalara ulaştığında bazı hastalar diyaliz tedavisine veya böbrek nakline ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle erken teşhis her iki hastalık türü için de büyük önem taşır.</p>

<p><strong>Böbrek Sağlığını Tehdit Eden Faktörler</strong></p>

<p>Böbrek sağlığını olumsuz etkileyen birçok faktör bulunduğunu ifade eden Aktar, özellikle diyabet ve yüksek tansiyonun böbreklerin filtreleme sistemine zarar verebildiğini söyledi. Bunun yanı sıra obezite, sigara kullanımı, aşırı tuz tüketimi ve bazı ağrı kesicilerin uzun süre kontrolsüz şekilde kullanılması da böbrekler üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Genetik hastalıklar, tekrarlayan enfeksiyonlar ve böbrek taşları da zamanla böbrek fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilir.</p>

<p><strong>Erken Dönemde Görülebilecek Belirtiler</strong></p>

<p>Böbrek hastalıklarının erken evrelerde belirti vermeyebileceğini belirten Aktar, bazı durumlarda vücudun çeşitli sinyaller verebileceğini ifade etti. Bacaklarda veya göz kapaklarında oluşan şişlikler, idrarda köpüklenme, idrar miktarında değişiklik, gece sık idrara çıkma, açıklanamayan yorgunluk ve kontrol altına alınamayan yüksek tansiyon böbrek hastalıklarının habercisi olabilir. Bu tür belirtilerin görülmesi halinde bir nefroloji uzmanına başvurulması gerekir.</p>

<p><strong>Sağlıklı Yaşam Tarzı Böbrekleri Koruyor</strong></p>

<p>Böbrek sağlığını korumak için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını belirten Aktar, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması ve sağlıklı kilonun korunmasının böbrekler için oldukça önemli olduğunu söyledi. Sigaradan uzak durmak, yeterli miktarda su tüketmek ve tansiyon ile kan şekeri değerlerini kontrol altında tutmak da böbreklerin sağlıklı çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınmak böbrek sağlığını korumada önemli bir adımdır.</p>

<p><strong>Dünya Böbrek Günü Mesajı</strong></p>

<p>Dünya Böbrek Günü kapsamında bir mesaj da paylaşan Aktar, böbreklerin sessiz ama hayati bir görev üstlendiğini vurguladı. Sağlıklı bir yaşam için böbreklerin korunması gerektiğini belirten Aktar, bunun için günlük hayatta yapılacak küçük ama bilinçli tercihlerin büyük fark yaratabileceğini ifade etti. Yeterli su içmek, tuz ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak, dengeli beslenmek ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek böbrek sağlığını korumanın en etkili yolları arasında yer alıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/bobrek-sagligini-korumak-icin-hayati-oneriler</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/03/69b25ce2155483164cc9efd9.webp" type="image/jpeg" length="74224"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Glokomda Erken Teşhis Hayati Öneme Sahip]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/glokomda-erken-teshis-hayati-oneme-sahip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/glokomda-erken-teshis-hayati-oneme-sahip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Uzmanı Prof. Dr. Şeyda Uğurlu, glokom olarak bilinen göz tansiyonu hastalığına ilişkin uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Uğurlu, “Glokom, geri dönüşümsüz körlüğün en sık görülen nedenlerinden biri. Kaybedilen görmeyi maalesef geri getiremiyoruz. Bu nedenle hastalığı önceden fark etmek büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<p>Halk arasında “karasu hastalığı” olarak da bilinen glokom, göz içindeki sinirleri etkileyerek kalıcı görme kaybına yol açabiliyor. Prof. Dr. Uğurlu, glokomun çeşitli tipleri olduğunu belirtirken, en sık görülen türün genellikle belirti vermediğini vurguladı. “Hastalığın çok ileri aşamalarına gelindiğinde görme kaybı fark ediliyor. Bu nedenle düzenli göz muayenesi yaptırmak şart” dedi.</p>

<p>40 yaş ve üzerindeki kişilerin özellikle göz muayenesini ihmal etmemesi gerektiğini belirten Uğurlu, “Bu yaşlar genellikle yakın görme problemlerinin başladığı dönemdir. Göz tansiyonumuz ve göz sinirlerimiz kontrol edilmelidir. Ailede glokom öyküsü varsa, takip çok daha erken yaşlardan başlatılmalı. Genellikle 1–2 yıl aralıklarla kontrol öneriyoruz. Glokom hastası olan kişiler ise daha sık ve hastalığın şiddetine göre düzenli kontrole alınır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Uğurlu, vatandaşlara seslenerek, “Göz sağlığını sessiz hırsızına kaptırmamak için düzenli kontrole gitmek şart. Hastalık ilerlerse kaybedilen görmeyi geri getirmek mümkün değil. Erken teşhis sayesinde hastalığın ilerlemesini durdurabilir ve yaşam kalitesini koruyabiliriz” dedi.</p>

<p>Glokom hastaları da erken teşhisin önemine dikkat çekti. 43 yaşındaki Öznur Özbek, babasında glokom öyküsü olduğunu belirterek, “2021 yılında teşhis konuldu ve tedaviye başladım. 5 yıldır düzenli takip ediyorum. Vatandaşların muhakkak kontrollerini yaptırmaları gerekiyor” dedi. 57 yaşındaki Temam Altınöz ise, ailede glokom öyküsü nedeniyle düzenli ölçümlerle erken tanı aldığını ve ciddi bir görme kaybı yaşamadığını söyledi. Altınöz, “Ailede olsun ya da olmasın herkes belirli aralıklarla göz muayenesine gitmeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Uğurlu’nun vurguladığı gibi glokom, erken fark edilmediğinde ciddi görme kayıplarına yol açabilen bir hastalık. Düzenli göz kontrolleri, özellikle 40 yaş ve üzeri kişiler ile ailede glokom öyküsü olanlar için hayati öneme sahip.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/glokomda-erken-teshis-hayati-oneme-sahip</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/03/69ae739da4245811278d1480.webp" type="image/jpeg" length="24219"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fazla Tuz Sağlığı Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/fazla-tuz-sagligi-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/fazla-tuz-sagligi-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Mahinur Şenol, Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktarın neredeyse iki katına çıktığını belirterek, fazla tuzun sadece tansiyonu değil; kalp, böbrek ve damar sağlığını da olumsuz etkilediğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şenol, çoğu kişinin aşırı tuz tüketiminin farkında olmadığını vurguladı. “Toplumda sık yapılan yanlış, yalnızca yemeklere eklenen tuzu dikkate almak. Oysa günlük tuz alımının büyük kısmı ekmek, peynir, zeytin, turşu, salça, hazır çorbalar, soslar ve işlenmiş et ürünlerinden geliyor. ‘Gizli tuz’ olarak adlandırılan bu kaynaklar nedeniyle sınır kolayca aşılabiliyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mart ayının ikinci haftasında düzenlenen “Tuza Dikkat Haftası” ile toplumda aşırı tuz tüketimine karşı farkındalık yaratmayı amaçladıklarını belirten Şenol, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) sağlıklı bir yetişkin için günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesini önerdiğini hatırlattı. Türkiye’de ise bu miktarın ortalama 9–10 gram civarında olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Şenol, dışarıda tüketilen fast food ve paketli gıdalarda yüksek sodyum bulunduğunu belirterek, “Tuz lezzet artırıcı olarak kullanılıyor ve raf ömrünü uzatıyor. Bu yüzden ürün etiketlerini okumak çok önemli” dedi.</p>

<p>Fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kan hacmini artırdığını ve bunun da kan basıncını yükselttiğini ifade eden Şenol, hipertansiyonun uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebildiğini ve kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığını söyledi. Tuz tüketiminin azaltılmasının özellikle tansiyon hastaları için ilaç tedavisi kadar önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Aşırı tuzun böbrekler ve damar sağlığı üzerinde de risk oluşturduğunu ifade eden Şenol, “Fazla tuz, böbreklerin iş yükünü artırır, damar sertliği riskini yükseltir ve uzun vadede kemik sağlığını olumsuz etkileyebilir” dedi. Ayrıca, çocukların damak tadının hassas olduğunu ve erken yaşta yüksek tuz alımının ileride hipertansiyon riskini artırabileceğini belirtti.</p>

<p>Tuz tüketimini azaltmak için Şenol şu önerilerde bulundu: yemek pişirirken tuzu kademeli olarak azaltmak, sofrada tuzluk bulundurmamak, paketli ürünlerde sodyum oranını kontrol etmek, turşu ve işlenmiş etleri sınırlamak, baharat, limon, sarımsak ve taze otlarla lezzet katmak, dışarıda az tuzlu tercih yapmak.</p>

<p>Şenol, “Damak tadı zamanla değişir ve daha az tuzlu beslenmeye birkaç hafta içinde uyum sağlanabilir. Küçük ama sürdürülebilir değişiklikler uzun vadede büyük sağlık faydaları sağlar. Tuz tüketimini kontrol altına almak, sağlıklı kalp ve böbrekler için kritik bir adımdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/fazla-tuz-sagligi-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/03/69ae72ef8c7d41bf8cca3b66.webp" type="image/jpeg" length="97286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite Kronik Hastalıktır, İrade Sorunu Değil]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/obezite-kronik-hastaliktir-irade-sorunu-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/obezite-kronik-hastaliktir-irade-sorunu-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Sinan, obezitenin yalnızca irade eksikliğinden kaynaklanan bir durum olmadığını, kronik bir hastalık olduğunu vurgulayarak tedavide temel yaklaşımın yaşam tarzı değişikliği olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlaç ve cerrahinin ise doğru hasta ve doğru zamanda uygulandığında etkili sonuçlar verdiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lokman Hekim İstanbul Hastanesi’nden Prof. Dr. Sinan, Dünya Obezite Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, yıllarca obezite tedavisinde “dayan, biraz daha dene” yaklaşımının ön planda olduğunu, ancak kalıcı başarı için sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve disiplinin şart olduğunu aktardı. Prof. Dr. Sinan, bazı hastalarda kilo fazlalığının sadece estetik bir sorun olmadığını, diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve kalp-damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının da eşlik edebildiğini ifade etti.</p>

<p>“Burada amaç sadece kilo vermek değil, hastanın genel sağlığını korumaktır” diyen Prof. Dr. Sinan, yeni nesil obezite ilaçlarının umut verici olduğunu, ancak her yeni yöntemin uzun dönem sonuçlarla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “Sürdürülebilirlik ve gerçek yaşam deneyimi önemli. İlaçlar bazı hastalar için çok değerli, ancak tek başına herkes için çözüm değil” dedi.</p>

<p>Obezite cerrahisinin de doğru hasta seçimiyle uygulanması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Sinan, “Cerrahi sihirli bir çözüm değil, ancak gelişmiş teknikler, güvenlik protokolleri ve multidisipliner yaklaşımla etkili bir tedavi seçeneği haline gelmiştir. Hastaların sıkça ‘Ameliyat son çare mi?’ sorusunu sorduğunu biliyoruz. Önemli olan, hastanın metabolik riskini değerlendirmek ve tedaviyi doğru zamanda planlamaktır. Yıllarca kilo verip geri alan hastalarda metabolik yük artar, diyabet ilerler. Cerrahi, çaresizlik anında değil, doğru zamanda planlandığında en iyi sonuçları verir” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Sinan, obezite tedavisinde tek bir yöntemin doğru olmadığını belirterek, “Yaşam tarzı değişikliği her zaman temel. İlaç tedavisi bazı hastalar için çok değerli, cerrahi ise uygun hastada kalıcı ve güçlü bir seçenektir. Önemli olan kişiye özel, akılcı ve sürdürülebilir bir yaklaşım benimsemektir. Bu süreçte hastalar yalnız değil” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/obezite-kronik-hastaliktir-irade-sorunu-degil</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/03/69a96693e035860b51dca716.webp" type="image/jpeg" length="86615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Namık Özkan Kadınlarda Obezite Daha Yüksek]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-namik-ozkan-kadinlarda-obezite-daha-yuksek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-namik-ozkan-kadinlarda-obezite-daha-yuksek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Ankara Hastanesi Genel Cerrahi ve Obezite Cerrahisi Uygulama Merkezi’nden Prof. Dr. Namık Özkan, 4 Mart Dünya Obezite Günü kapsamında obezitenin ciddi bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Özkan, obezitenin yalnızca fazla kilo değil, vücutta yağ oranının anormal derecede artmasıyla ortaya çıkan kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunu söyledi. Erkeklerde ağırlığın yüzde 15-18’i, kadınlarda ise yüzde 20-25’i yağ dokusundan oluşurken, bu oran erkeklerde yüzde 25’i, kadınlarda yüzde 35’i geçtiğinde durumun obezite olarak değerlendirildiğini belirtti.</p>

<p>Türkiye’de yetişkin nüfusun yarısından fazlasının normal kilonun üzerinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özkan, kadınlarda obezite oranının erkeklere göre daha yüksek olduğunu ve çocukluk çağındaki obezitenin ilerleyen yaşlarda diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalıkları riskini artırdığını ifade etti. Obezitenin kalp-damar hastalıkları, Tip 2 diyabet, bazı kanser türleri, solunum sorunları ve eklem problemleri gibi çok sayıda sağlık sorununa zemin hazırladığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özkan, özellikle karın bölgesindeki yağlanmanın insülin direncini tetiklediğini ve obez bireylerde Tip 2 diyabet riskinin normal kilolu bireylere göre kat kat yüksek olduğunu kaydetti. Ayrıca fazla kilonun diz ve kalça eklemlerine yük bindirdiğini, obstrüktif uyku apnesi riskini artırdığını ve günlük yaşam kalitesini düşürdüğünü belirtti.</p>

<p>Obezitenin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Özkan, özgüven kaybı, depresyon ve sosyal kısıtlanmanın sık görüldüğünü söyledi. Ancak obezitenin irade zayıflığıyla değil, çok faktörlü bir hastalık olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Tedavinin sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün olduğunu ifade eden Özkan, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, uyku ve stres yönetiminin önemine değindi.</p>

<p>Prof. Dr. Özkan, “Yüzde 5-10’luk kilo kaybı bile tansiyon, kan şekeri ve kolesterol üzerinde anlamlı iyileşme sağlar. Obezite tedavi edilebilir; önemli olan farkındalık ve kararlılıktır. Amacımız estetik değil, sağlıklı, aktif ve kaliteli bir yaşam sunmaktır” diyerek toplumsal bilinçlenmeye dikkat çekti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-namik-ozkan-kadinlarda-obezite-daha-yuksek</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/03/69a7e1ba772c98c85a7fb788.webp" type="image/jpeg" length="26809"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da Sahur Sonrası Diş Fırçalamayı İhmal Etmeyin]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/ramazanda-sahur-sonrasi-dis-fircalamayi-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/ramazanda-sahur-sonrasi-dis-fircalamayi-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Aydın Üniversitesi Periodontoloji Uzmanı Prof. Dr. Sabri Hasan Meriç, Ramazan ayında ağız ve diş bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, özellikle sahurdan sonra dişlerin mutlaka fırçalanması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süreli açlık döneminde tükürük akışının azalmasının ağız içini bakteriler için elverişli bir ortama dönüştürdüğünü belirten Meriç, bu durumun çürük ve diş eti hastalıkları riskini artırdığını ifade etti.</p>

<p>Ramazan boyunca yaklaşık 10-11 saat boyunca yemek ve su tüketilmediğini hatırlatan Meriç, sahurdan sonra ağız temizliği yapılmadan uyunmasının ciddi sorunlara yol açabileceğini dile getirdi. Vücut sıcaklığının 37 derece civarında olduğunu ve bu ortamın mikroorganizmalar için uygun koşullar sunduğunu belirten Meriç, özellikle şekerli ve karbonhidratlı gıdaların ardından dişlerin temizlenmemesinin bakteri çoğalmasını hızlandırdığını söyledi. Normal şartlarda yemek yemenin ve su içmenin ağız içinde kısmi bir temizlik sağladığını, ancak oruç süresince bunun mümkün olmadığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sahurdan sonra dişlerin doğru teknikle fırçalanması gerektiğini belirten Meriç, diş aralarının diş ipiyle temizlenmesini ve mümkünse dil yüzeyinin de fırçalanmasını önerdi. Bu basit önlemlerle gün boyu ağız sağlığının korunabileceğini ifade etti. Bazı bölgelerde diş fırçalama alışkanlığı daha az olmasına rağmen ağız sağlığı göstergelerinin iyi çıkabildiğini belirten Meriç, bunun elma ve soğan gibi lifli besinlerin ısırılarak tüketilmesinden kaynaklandığını söyledi. Ancak bu tür doğal temizliğin diş fırçasının yerini tutmayacağını da vurguladı.</p>

<p>Ağız kokusunun çoğunlukla diş aralarında biriken yemek artıkları ve çürüklerden kaynaklandığını belirten Meriç, ağız hijyeninin sağlanmaması halinde kötü kokunun kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Ağız sağlığı iyi olmasına rağmen koku devam ediyorsa mide kaynaklı sorunların araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Diş eti çekilmesi durumunda hassasiyet oluşabileceğini ifade eden Meriç, diş eti kanamasının ise kesinlikle normal kabul edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Fırçalama sırasında görülen kanamanın bir hastalık belirtisi olduğunu belirten Meriç, Ramazan’da bakım ihmal edilirse mevcut diş eti problemlerinin hızla ilerleyebileceğini sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/ramazanda-sahur-sonrasi-dis-fircalamayi-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/03/69a684464325552f18220441.webp" type="image/jpeg" length="47634"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda Riskli Solunum Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/cocuklarda-riskli-solunum-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/cocuklarda-riskli-solunum-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda görülen solunum sıkıntılarının zaman zaman basit bir öksürükle karıştırılabildiğini belirten uzmanlar, bazı belirtilerin hayati risk taşıyabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ailelerin özellikle hızlı nefes alıp verme, göğüs kaslarında belirgin hareket artışı, halsizlik, bilinç bulanıklığı, beslenmeyi reddetme ve dudaklarda morarma gibi işaretleri ciddiye alması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sedat Öktem, çocuklarda sık görülen öksürüğün çoğunlukla vücudun savunma mekanizması olduğunu ifade ederek, her öksürüğün acil bir tablo anlamına gelmediğini söyledi. Ancak solunumun normalden daha hızlı olması ya da çocuğun nefes alırken kaburgalarının arasının içe doğru çekilmesi gibi belirtilerin, akciğer veya solunum yollarında ciddi bir soruna işaret edebileceğini belirtti. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Öktem, oksijen seviyesinin düşmesinin de önemli bir uyarı olduğuna değinerek, evde oksijen ölçüm cihazı bulunan ailelerin değerleri takip etmesinin faydalı olacağını aktardı. Oksijen satürasyonunun yüzde 92’nin altına inmesinin ciddi bir durum göstergesi sayıldığını belirten Öktem, ateşin uzun süre kontrol altına alınamaması ya da öksürüğün karakter değiştirmesinin de dikkatle izlenmesi gerektiğini söyledi. Antibiyotik tedavisine rağmen 48 ila 72 saat içinde ateşin düşmemesi halinde mutlaka yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Ateşin doğru yönetilmesinin önemine değinen Öktem, yüksek ateş durumunda çocuğa uygun dozda ateş düşürücü verilmesi, kalın kıyafetlerin çıkarılması, ılık duş uygulanması ve yeterli sıvı tüketiminin sağlanmasının yararlı olacağını ifade etti. Özellikle 39 derecenin üzerindeki ateşlerde ve kronik hastalığı bulunan çocuklarda riskin arttığını belirtti.</p>

<p>Epilepsi gibi ek sağlık sorunu olan çocuklarda ateşle birlikte nöbet görülebileceğini hatırlatan Prof. Dr. Öktem, bu tür durumlarda ailelerin vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/cocuklarda-riskli-solunum-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/03/69a682303814115dd1da89ec.webp" type="image/jpeg" length="79134"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençler ve Kadınlarda Kalp Hastalığı Riski Artıyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/gencler-ve-kadinlarda-kalp-hastaligi-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/gencler-ve-kadinlarda-kalp-hastaligi-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstinye Üniversitesi Liv Hospital Topkapı Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Deniz Çevirme, kalp ve damar hastalıklarının artık yalnızca ileri yaşların sorunu olmadığını, gençler ve kadınlar arasında da giderek daha sık görüldüğünü belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan bu hastalıkların görülme yaşının her geçen yıl daha da düştüğüne dikkat çeken Çevirme, yaşam tarzındaki olumsuz değişimlerin bu artışta büyük rol oynadığını vurguladı.</p>

<p>Kalbi besleyen koroner damarlarda meydana gelen daralma veya tıkanıklıkların; göğüs ağrısı, sırta vuran baskı hissi, çarpıntı, nefes darlığı ve efor kapasitesinde düşüş gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini ifade eden Çevirme, bu şikâyetlerin hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Erken teşhis ve uygun tedavi ile başarılı sonuçlar alınabildiğini belirten uzman isim, ihmal edilen vakalarda ani ve hayati risk taşıyan tabloların ortaya çıkabileceğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aile öyküsünün önemli bir risk faktörü olduğunun altını çizen Çevirme, özellikle birinci derece akrabalarda genç yaşta kalp hastalığı bulunmasının kişisel riski artırdığını ifade etti. Bunun yanı sıra erken yaşta başlayan diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve obezite gibi kronik hastalıkların damar sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini söyledi. Özellikle obezite ve diyabet hastalarında damar tıkanıklığına daha sık rastlandığını belirtti.</p>

<p>Sigara ve diğer tütün ürünlerinin damar yapısına doğrudan zarar verdiğini kaydeden Çevirme, sigaranın damar sertliğini hızlandırdığını ve yüksek tansiyonu tetikleyerek plak oluşumuna zemin hazırladığını söyledi. Ayrıca artan alkol tüketimi, düzensiz ve işlenmiş gıdalarla beslenme, hareketsiz yaşam ve yoğun stresin de kalp-damar hastalıklarını tetikleyen temel unsurlar arasında yer aldığını belirtti.</p>

<p>Gençler ve kadınlarda görülme sıklığındaki artışın, modern yaşamın getirdiği stresli tempo ve fiziksel aktivite eksikliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Çevirme, korunmanın mümkün olduğunu ifade etti. Tütünün bırakılması, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanılması, ideal kilonun korunması ve düzenli egzersiz yapılmasının kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/gencler-ve-kadinlarda-kalp-hastaligi-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/02/6997fed7e3646a7762666fae.webp" type="image/jpeg" length="20899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hava Değişimi Migreni Tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/hava-degisimi-migreni-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/hava-degisimi-migreni-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hava koşullarındaki değişimlerin migren ataklarını tetiklediğine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Dr. Gülten Özdemir, atmosferdeki sıcaklık, basınç ve nem dalgalanmalarının beyin üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özdemir, günlük hayatta sıkça dile getirilen “hava değişti, başım ağrıyor” gibi ifadelerin bilimsel bir karşılığı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Baş ağrısı yaşayan pek çok kişinin, şikâyetlerini anlatırken hava durumuna atıfta bulunduğunu belirten Dr. Özdemir, bunun bir bahane olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Bilimsel çalışmaların, atmosferdeki değişimlerin özellikle migren ve kronik baş ağrısı olan bireylerde ölçülebilir nörofizyolojik etkilere yol açtığını ortaya koyduğunu söyledi. Beynin, çevresel koşullara karşı sanılandan çok daha hassas olduğunu belirten Özdemir, “Hava yalnızca soluduğumuz bir unsur değil, sinir sistemimizi sürekli etkileyen görünmez bir uyarandır” dedi.</p>

<p>Migrenin merkezinde trigeminal sinir sisteminin yer aldığını aktaran Dr. Özdemir, ani sıcak-soğuk geçişlerinin bu sistemi kolaylıkla tetiklediğini söyledi. Bu değişimlerin sinir liflerinde aşırı duyarlılığa neden olduğunu belirten Özdemir, CGRP gibi ağrıyı artıran maddelerin salınmasıyla birlikte beyin damarlarının genişlediğini ve ağrı sinyallerinin arttığını ifade etti. Migren sırasında hissedilen zonklama, basınç ve sıkışma hissinin bu biyolojik sürecin bir sonucu olduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıcak havanın migreni tetikleyen en önemli çevresel faktörlerden biri olduğunu vurgulayan Özdemir, özellikle 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda atak sıklığının belirgin şekilde arttığını söyledi. Sıvı kaybı, elektrolit dengesizliği ve damar genişlemesinin bu süreci hızlandırdığını belirtti. Soğuk hava ve rüzgârın da trigeminal sistemi uyararak baş ağrısına yol açabildiğini kaydeden Özdemir, halk arasında “beyin donması” olarak bilinen durumun da bu mekanizmayla ilişkili olduğunu ifade etti.</p>

<p>Lodosun yalnızca bir rüzgâr değil, güçlü bir migren tetikleyicisi olduğuna dikkat çeken Dr. Özdemir, barometrik basınçtaki ani düşüşlerin beyin içi dengeleri bozduğunu söyledi. Migren hastalarının bu değişimlere daha hassas olduğunu belirten Özdemir, ani ısı değişimlerinden kaçınılması, bol su tüketilmesi, uyku düzeninin korunması ve atak günlüğü tutulmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/hava-degisimi-migreni-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/01/6979b8ee5626d42ada1d0e30.webp" type="image/jpeg" length="94921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soğuk ve Islak Saça Dikkat: Yüz Felci Riski]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/soguk-ve-islak-saca-dikkat-yuz-felci-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/soguk-ve-islak-saca-dikkat-yuz-felci-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kış aylarında sıkça karşılaşılan yüz felci riski, basit ihmaller nedeniyle ciddi boyutlara ulaşabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kazkayası, özellikle soğuk hava ve rüzgarın yüz sinirleri üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, toplumda "şoför hastalığı" olarak da bilinen bu durumun önlenebilir olduğunu vurguluyor.</p>

<p><strong>Islak Saçla Dışarı Çıkmak Riskli</strong></p>

<p>Banyo sonrası saçları kurutmadan dış ortama çıkmanın yüz felcine zemin hazırladığını belirten Prof. Dr. Kazkayası, sadece kurutmanın da yeterli olmadığını ifade ediyor. Vücudun ani ısı değişimlerine uyum sağlayabilmesi için kurutma işleminden sonra bir süre evde beklenmesi gerektiğini hatırlatan uzman, geçmişte araç camlarından gelen rüzgarın yarattığı riskin günümüzde de benzer dış etkenlerle devam ettiğini belirtiyor.</p>

<p><strong>Belirtilere Dikkat: Kulak Arkasındaki Ağrıya Dikkat!</strong></p>

<p>Yüz felci, genellikle yüzün bir tarafında kas kontrolünün kaybedilmesiyle kendini gösterir. Ancak felç tam olarak yerleşmeden önce vücut bazı sinyaller verebilir. Prof. Dr. Kazkayası, kulak arkasında başlayan orta şiddetli ağrıların yüz felcinin en önemli habercilerinden biri olduğunu söylüyor. Ayrıca;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Tat duyusunda azalma,</strong></p>

<p>Yüksek sese karşı aşırı hassasiyet,</p>

<p>Göz kapamada zorluk ve ağız kenarında kayma gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.</p>

<p><strong>Nedenleri ve Risk Grupları</strong></p>

<p>Yüz felcinin (fasiyal paralizi) temelinde 7. kafa sinirinin hasar görmesi yatar. Çoğu vakanın nedeni tam olarak saptanamasa da (idiyopatik), stres ve soğuk gibi etkenlerle aktive olan Herpes Simpleks (uçuk virüsü) gibi viral enfeksiyonlar baş şüphelidir. Özellikle diyabet, hipertansiyon ve bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler ile hamilelerde risk çok daha yüksektir.</p>

<p><strong>Erken Teşhis İyileşme Şansını Artırıyor</strong></p>

<p>Hastaların yaklaşık %85'i ilk üç ay içerisinde tamamen sağlığına kavuşsa da, geç kalınan vakalarda kalıcı hasar (sekel) kalma riski bulunur. İleri yaş ve şiddetli ağrı, iyileşme sürecini zorlaştıran faktörler arasındadır. Modern tanı yöntemleri ve doğru tedavi planlamasıyla bu sürecin başarılı bir şekilde yönetilmesi mümkündür.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/soguk-ve-islak-saca-dikkat-yuz-felci-riski</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2026/01/69649ab3f228fcf33d6ab63b.webp" type="image/jpeg" length="84798"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şeffaf Plaklar Ortodontide Öne Çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/seffaf-plaklar-ortodontide-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/seffaf-plaklar-ortodontide-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şeffaf plakların estetik görünümü ve kullanım kolaylığı sayesinde ortodontik tedavilerde giderek daha fazla tercih edildiğini belirten İstinye Dental Hospital Ortodonti Uzmanı Doç. Dr. Elif Arslan, tedavinin kişiye özel planlandığını ve düzenli kullanımın başarı için kritik olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Arslan, şeffaf plakların dijital ortamda kişiye özel olarak üretilen, dişlerin kontrollü biçimde hareket ettirilmesini sağlayan apareyler olduğunu belirterek, “Klasik tel tedavisinden farklı olarak neredeyse görünmez olmaları, çıkarılabilir yapıları sayesinde hijyenin daha kolay sağlanması ve dijital planlama ile tedavi sürecinin öngörülebilir olması hastalar için önemli avantajlar sunuyor” dedi.</p>

<p>Şeffaf plakların çocuk, genç ve yetişkin her yaş grubunda uygulanabildiğini ifade eden Arslan, her vakanın bu tedaviye uygun olmayabileceğini ve mutlaka ortodontik muayene gerektiğini söyledi. Tedavi süresinin kişiden kişiye değiştiğine dikkat çeken Arslan, kemik yapısı, yaş ve kullanım disiplininin süreci doğrudan etkilediğini belirtti.</p>

<p>Plakların günde 20-22 saat takılması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Arslan, “Yetersiz kullanım tedaviyi uzatır ya da planlanan diş hareketleri gerçekleşmez. Yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması ve plakların temiz şekilde takılması ağız sağlığı açısından çok önemlidir” diye konuştu.</p>

<p>Plak değişim sürelerinin de vakaya göre belirlendiğini aktaran Arslan, düzenli kullanımda 7 ila 14 gün arasında değişim yapılabildiğini söyledi. Şeffaf plak tedavisinin her zaman klasik tellerden daha kısa sürmeyebileceğini ifade eden Arslan, bazı durumlarda iki yöntemin birlikte kullanılabildiğini kaydetti.</p>

<p>Yanlış ve düzensiz kullanımın tedaviyi geriye götürebileceğini dile getiren Doç. Dr. Arslan, şeffaf plakların ince yapısı sayesinde konuşmayı belirgin şekilde bozmadığını ve hastaların birkaç gün içinde alıştığını sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/seffaf-plaklar-ortodontide-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Dec 2025 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2025/12/6944f26a373ae55ed0dcaebc.webp" type="image/jpeg" length="97356"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. Işık: Hava Kirliliği Sigara Kadar Tehlikeli]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/sigara-icmeyenlerde-akciger-kanseri-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/sigara-icmeyenlerde-akciger-kanseri-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MEDICANA Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, sigara kullanmayan kişilerde akciğer kanseri görülme oranlarının belirgin şekilde arttığını ve bunun son yılların dikkat çekici halk sağlığı sorunlarından biri olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava kirliliği, radon gazı, kapalı alanlardaki kirleticiler ve genetik faktörlerin sigara dışı önemli riskler arasında yer aldığını ifade eden Dr. Işık, “Hava kirliliği sigara kadar tehlikeli” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya genelinde akciğer kanseri vakalarının yüzde 15-20’sinin hayat boyu sigara içmemiş kişilerden oluştuğunu aktaran Dr. Işık, özellikle büyük şehirlerde yaşayan kadınların çevresel toksinlere daha fazla maruz kaldığını ve adenokarsinom alt tipinin kadınlarda daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Sigara içmeyenlerde hastalığın sessiz ilerleyebileceğine dikkat çeken Dr. Işık, geçmeyen öksürük, nefes darlığı, tekrarlayan enfeksiyonlar, göğüs ağrısı, ses kısıklığı ve açıklanamayan kilo kaybının ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Hava kirliliğine karşı HEPA filtreli hava temizleyicileri kullanılması, yoğun trafik saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçınılması, evlerin düzenli havalandırılması ve radon ölçümü yaptırılması önerildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/sigara-icmeyenlerde-akciger-kanseri-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2025/11/69297f55ad16aebfe60ccf30.webp" type="image/jpeg" length="93542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan Uyarı: Zayıflama İğneleri Doktor Onayıyla]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/uzmandan-uyari-zayiflama-igneleri-doktor-onayiyla</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/uzmandan-uyari-zayiflama-igneleri-doktor-onayiyla" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Suat Demir, zayıflama iğnelerinin etkili ve güvenli olabilmesi için mutlaka hekim kontrolünde uygulanması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Demir, “Zayıflama iğnesinin etkisini görebilmek için en az 3 ay kullanıp, yüzde 5’ten fazla kilo kaybı sağlanmalı ve en az 1 yıl kadar kullanılması gerekiyor” dedi.</p>

<p>Dr. Demir, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) obeziteyi 21’inci yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından biri olarak tanımladığını hatırlatarak, “Ülkemizde nüfusun yüzde 30’undan fazlası obez ve Avrupa’nın en obez ülkelerinden biriyiz. Obezite, diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalık gibi pek çok sağlık sorununa yol açabiliyor” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zayıflama iğnelerinin düşük dozlarla başlanıp, kişiye özel dozlarla artırıldığını belirten Dr. Demir, “Özellikle pankreatit, pankreas veya tiroit kanseri öyküsü olanlarda veya ailede MEN-2 sendromu varsa bu ilaçlar kullanılmıyor. Safra kesesinde taş, bulantı, gaz, şişkinlik ve kusma gibi yan etkiler görülebilir. Ancak bunlar yaşam kalitesini etkilemiyorsa tedaviye devam ediliyor. Kullanım sırasında su içilmesine, diyete ve egzersize dikkat edilmeli” dedi.</p>

<p>Dr. Demir, tok hissettiren zayıflama iğnelerinin her yaş grubu için uygun olmadığını belirterek, “Bazı iğneler 12 yaş ve üzeri için FDA onaylıdır, Türkiye’de ise çoğu 18 yaş altı için uygun değil. İlaçlar cilt altına uygulanıyor, insülin değildir. Merkezi sinir sisteminde tokluk merkezini uyararak, mide boşaltmasını geciktiriyor ve acıkmamızı engelliyor. Tüm bunlar, mutlaka hekim kontrolünde yapılmalı” diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/uzmandan-uyari-zayiflama-igneleri-doktor-onayiyla</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Nov 2025 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2025/11/69241de786384618c584ba14.webp" type="image/jpeg" length="93949"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Akarsu: Kimyasal Maddeler Mutfaktan Uzak Tutulmalı]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-akarsu-kimyasal-maddeler-mutfaktan-uzak-tutulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-akarsu-kimyasal-maddeler-mutfaktan-uzak-tutulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Ataköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cevher Akarsu, mutfak gibi besinlerin bulunduğu alanlarda kimyasal maddelerin yanlışlıkla içilme riskine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akarsu, kostik madde yaralanmalarının yemek borusu, mide ve diğer organlarda ciddi hasara yol açabileceğini belirterek, “İlk 24 saatte endoskopi yapılmalı ve erken müdahale hayati önem taşıyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kimyasal maddelerin özellikle su şişesi gibi gıda algısı oluşturabilecek kaplarda saklanmaması gerektiğini vurgulayan Akarsu, yanlışlıkla temas veya yutma durumunda derhal hastaneye başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/prof-dr-akarsu-kimyasal-maddeler-mutfaktan-uzak-tutulmali</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2025/11/691ed0de1c2a0e6e119482da.webp" type="image/jpeg" length="16216"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bacak Ağrısı ve Şişlik Venöz Yetmezlik Belirtisi Olabilir]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/bacak-agrisi-ve-sislik-venoz-yetmezlik-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/bacak-agrisi-ve-sislik-venoz-yetmezlik-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günün sonunda ortaya çıkan bacak ağrısı ve şişlik sadece yorgunluğa bağlı olmayabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu şikayetlerin, toplardamar kapakçıklarındaki bozulmaya bağlı gelişen kronik venöz yetmezliğin ilk sinyalleri olabileceğine dikkat çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Baran Şimşek, özellikle hareketsiz yaşam ve obezitenin artmasıyla birlikte bu hastalığın artık gençlerde de daha sık görüldüğünü söyledi. Hastalığın ilerlemesini önlemede erken tanının kritik olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Toplardamarlardaki kapakçıkların işlevini yitirmesiyle ortaya çıkan kronik venöz yetmezliğin yalnızca estetik bir sorun olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Şimşek, özellikle genç yaşta ayakta sabit pozisyonda çalışan bireylerde görülme sıklığının arttığını ifade etti. “Venöz kapakçıkların bozulması sonucu kan bacaklarda göllenir ve bu durum zamanla ilerleyerek ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle mutlaka önlenmesi gereken bir hastalıktır” dedi.</p>

<p><strong>“Tedavi Edilmediğinde Ciddi Sorunlara Yol Açabilir”</strong></p>

<p>Hastalığın genç ve çalışan bireylerde hızla ilerleyebileceğini belirten Doç. Dr. Şimşek, tedavi edilmediği takdirde tabloya ağrı, ödem, cilt değişiklikleri ve iyileşmeyen yaraların eklenebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>Gençlerde Görülme Sıklığı Artışta</strong></p>

<p>Kadınlarda östrojenin damar duvarında gevşemeye yol açtığını, bunun da venöz yetmezlik riskini artırdığını belirten Şimşek, gebelikte de bu riskin yükseldiğini ifade etti. Artık 21 yaş altındaki bireylerde bile damar gelişim anomalileri nedeniyle venöz yetmezliğe rastlanabildiğini söyledi.</p>

<p>Doç. Dr. Şimşek, hareketsiz yaşam ve obezitenin hastalığın seyrini kötüleştirdiğini vurgulayarak, “COVID-19 döneminden sonra bu etkileri daha net gözlemledik. Obezite kontrol altına alındığında hastalığın ilerlemesi belirgin şekilde yavaşlıyor” dedi.</p>

<p><strong>İlk Belirtiler: Ağrı, Dolgunluk ve Gece Krampları</strong></p>

<p>Hastalığın başlangıcında bacaklarda ağrı, dolgunluk hissi, gece krampları ve özellikle gün sonunda artan şişlik görüldüğünü belirten Şimşek, şikayetlerin zamanla sabah saatlerine kadar uzayabileceğini söyledi. Tanıda en önemli görüntüleme yönteminin venöz doppler ultrasonografi olduğunun altını çizdi.</p>

<p><strong>“Varis, Venöz Yetmezliğin Sonucudur”</strong></p>

<p>Venöz yetmezlik ve varis kavramlarının sık karıştırıldığını belirten Şimşek, temel sorunun toplardamarlardaki kapakçık kaçakları olduğunu, varisin ise bunun sonucu olarak geliştiğini vurguladı. C0’dan C6’ya kadar uzanan uluslararası varis evreleme sisteminden de bahsetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Tedavide Öncelik Koruyucu Yöntemlerde</strong></p>

<p>Tedavide ilk aşamada varis çorapları ve ilaç tedavilerinin uygulandığını, orta ve ileri evrelerde kan sulandırıcı ilaçların da tedaviye eklendiğini belirten Şimşek, günümüzde cerrahide endovenöz lazer (EVLA) ve radyofrekans ablasyon (RFA) gibi modern yöntemlerin tercih edildiğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca küçük varislerin tedavisinde skleroterapi (köpük tedavisi) yöntemiyle başarılı sonuçlar alındığını ifade etti.</p>

<p><strong>“Erken Tanı ve Hareketli Yaşam Şart”</strong></p>

<p>Kronik venöz yetmezliğin erken dönemde fark edilip tedavi edildiğinde kontrol altına alınabileceğini belirten Doç. Dr. Şimşek, obeziteyle mücadele, düzenli egzersiz ve hareketli yaşamın iyileşmede önemli rol oynadığını kaydetti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/bacak-agrisi-ve-sislik-venoz-yetmezlik-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2025/11/691d64a4a13f80a4dbc4b82c.webp" type="image/jpeg" length="50111"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Uyarı: “Kelebek Hastalığı” Lupus, Tanı Gecikirse Hayati Risk Oluşturuyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/uzmanlardan-uyari-kelebek-hastaligi-lupus-tani-gecikirse-hayati-risk-olusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/uzmanlardan-uyari-kelebek-hastaligi-lupus-tani-gecikirse-hayati-risk-olusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murtaza Çit, halk arasında “kelebek hastalığı” olarak bilinen lupusun çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırıldığını ve tanının gecikmesinin hayati riskler yaratabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Çit, lupusun erkeklere oranla kadınlarda 9 kat daha fazla görüldüğünü vurguladı. Lupus hastalığı, yüzde burun ve yanaklarda oluşan kızarıklıklarla bilinse de, Dr. Çit, hastalığın kronik ve birçok organı etkileyen bir bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu ifade etti. Hastalık eklemler, akciğer, cilt, karaciğer, böbrek, kalp ve organ zarları gibi birçok dokuyu etkileyebiliyor.</p>

<p>Dr. Çit, hastalığın sebepleri arasında genetik faktörler ve çevresel etkenler bulunduğunu söyledi. Güneş ışığı, alerjenler ve radyasyon gibi çevresel faktörlerin hastalığı tetikleyebileceğini belirten Çit, lupusun belirtileri arasında halsizlik, yorgunluk, kas ve eklem ağrısı, yüksek ateş, cilt döküntüleri ve yüzde kızarıklıklar bulunduğunu aktardı.</p>

<p>Lupusun eklem ağrısı ve şişlik gibi belirtileri nedeniyle romatizmal hastalıklarla karıştırılabildiğini belirten Dr. Çit, doğru tanı için hastaların ağrı durumunu takip etmeleri ve gerekli testleri yaptırmalarının önemine dikkat çekti. Hastalığın görülme sıklığının 100 bin kişiden 15-20 kişi olduğunu belirten Çit, tanı zorlukları nedeniyle verilerin düşük olabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Çit, lupusun vücutta doku hasarına yol açarak ölümcül olabileceğini, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların enfeksiyon riskini artırdığını ve hastaların ömür boyu takibinin ve tedavisinin gerekli olduğunu vurguladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/uzmanlardan-uyari-kelebek-hastaligi-lupus-tani-gecikirse-hayati-risk-olusturuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Nov 2025 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2025/11/6916e7d8797b1063169e3209.webp" type="image/jpeg" length="87727"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğum Sonrası Depresyona Dikkat: Annelerin Yüzde 10-20’si Etkileniyor]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/dogum-sonrasi-depresyona-dikkat-annelerin-yuzde-10-20si-etkileniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/dogum-sonrasi-depresyona-dikkat-annelerin-yuzde-10-20si-etkileniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Park Bahçelievler Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Yeşim Ruhat Kutlu, doğum sonrası depresyonun (postpartum depresyon) annelerin yaklaşık yüzde 10-20’sinde görüldüğünü, ancak çoğu zaman fark edilmediğini belirtti. Dr. Kutlu, erken dönemde destek sağlanmasının hastalığın seyrinde büyük fark yaratabileceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doğum Sonrası Ruhsal Dalgalanmalar Normal Ama İzlenmeli</strong><br />
Gebelik ve doğum sürecinde hormon seviyelerindeki değişimlerin annenin ruh halini etkilediğini söyleyen Dr. Kutlu, “Doğum sonrası annelerde görülen ‘annelik hüznü’ genellikle 2-3 hafta içinde geçer. Bu süreçte sakin ve destekleyici bir çevre çok önemlidir” dedi.</p>

<p><strong>Belirtiler Uzun Süre Devam Ediyorsa Dikkat</strong><br />
İki haftadan uzun süren huzursuzluk, çaresizlik, yoğun suçluluk ve yetersizlik duygularında doğum sonrası depresyon ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Dr. Kutlu, “Toplumdaki ‘anne olmanın mutluluk getirmesi gerekir’ baskısı nedeniyle anneler çoğu zaman yaşadıkları zorlukları paylaşamıyor. Erken fark edilmesi hayati önem taşır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Belirtiler ve Risk Faktörleri</strong><br />
Doğum sonrası depresyonda yorgunluk, uykusuzluk, kaygı, suçluluk hissi ve bebeğe yeterince bakamama korkusunun öne çıktığını vurgulayan Dr. Kutlu, hormonal değişimler, uykusuzluk, beslenme sorunları, sosyal destek eksikliği ve çevresel stres faktörlerinin depresyon riskini artırdığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Eş ve Aile Desteği Hayati Önemde</strong><br />
Dr. Kutlu, “Annenin yakın çevresi, özellikle eşi ve ailesi dikkatli olmalı. Annenin kendine veya bebeğine zarar verme riski varsa vakit kaybetmeden psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır. Tedavide ilacın yanı sıra psikoterapi ve aile desteği iyileşmenin en güçlü adımlarıdır” dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/dogum-sonrasi-depresyona-dikkat-annelerin-yuzde-10-20si-etkileniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Oct 2025 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2025/10/69047a1393706f153c99444c.webp" type="image/jpeg" length="38525"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan Ailelere Uyarı: “Çocuklarda Kasık Fıtığı Kendiliğinden Geçmez, Ameliyat Gerekir”]]></title>
      <link>https://www.kelkitgazetesi.com/uzmandan-ailelere-uyari-cocuklarda-kasik-fitigi-kendiliginden-gecmez-ameliyat-gerekir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kelkitgazetesi.com/uzmandan-ailelere-uyari-cocuklarda-kasik-fitigi-kendiliginden-gecmez-ameliyat-gerekir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda en sık görülen cerrahi hastalıklardan biri olan kasık fıtığının, çoğu zaman ailelerin kasık bölgesinde fark ettiği şişlikle ortaya çıktığını belirten Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Kılıç, “Fıtıklar kendiliğinden geçmez, mutlaka cerrahi tedavi gerekir. Gecikme, fıtığın sıkışmasına ve acil ameliyat gereksinimine yol açabilir” diyerek aileleri uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Sağlık Grubu’ndan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Kılıç, kasık bölgesinde fark edilen küçük bir şişliğin çocuklarda ciddi bir cerrahi sorunun habercisi olabileceğini söyledi. Dr. Kılıç, “Çocuk fıtığı kendiliğinden iyileşmez, erken dönemde ameliyat edilmelidir. Aksi halde fıtık sıkışarak hayati risk oluşturabilir” dedi.</p>

<h3><strong>‘Aileler En Sık Şişlikle Fark Ediyor’</strong></h3>

<p>Dr. Kılıç, çocuk fıtıklarının çoğunlukla ailelerin gözlemiyle fark edildiğini belirterek, “Tanıyı ilk olarak genellikle aile koyuyor. Özellikle çocuk ağladığında, ıkındığında veya karnını kastığında kasıkta şişlik fark ediliyorsa dikkat edilmeli. Şişlik içeri gitmiyorsa bu, fıtığın sıkıştığını gösterir ve acil müdahale gerekebilir” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>‘Erken Müdahale Komplikasyonları Önler’</strong></h3>

<p>Fıtıkların doğuştan geldiğini ve prematüre bebeklerde daha sık görüldüğünü hatırlatan Dr. Kılıç, “Fıtığın boğulması halinde acil ameliyat gerekebilir. Bu nedenle gecikmeden bir çocuk cerrahına başvurulmalıdır. Fıtığın tek tedavisi cerrahidir. Ameliyat kısa sürer; çocuk sabah gelir, akşam evine döner, ertesi gün normal hayatına devam eder” dedi.</p>

<h3><strong>‘Vakit Kaybetmeyin’</strong></h3>

<p>Ebeveynleri dikkatli olmaları konusunda uyaran Dr. Kılıç, “Özellikle yaşamın ilk iki yılında, çocuk ağladığında kasıkta şişlik oluşuyorsa mutlaka kontrol edin. Şişlik içeri gitmiyorsa zaman kaybetmeden bir çocuk cerrahına başvurun. Erken tanı ve tedavi, çocukların sağlıklı gelişimi için büyük önem taşır” şeklinde konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kelkitgazetesi.com/uzmandan-ailelere-uyari-cocuklarda-kasik-fitigi-kendiliginden-gecmez-ameliyat-gerekir</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Oct 2025 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kelkitgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kelkitgazetesi-com/uploads/2025/10/69045637c102d2c349e7cfbd.webp" type="image/jpeg" length="26629"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
